İslam ve Kadına Verilmesi Gereken Değer

28.10.2008 03:23 — İslami İnanç,

Müslüman bir kadının toplum içinde nasıl davranması gerektiÄŸi ölçüsü ayet ve hadisler de belirtilmiÅŸtir. Kuran ahlakı, tüm insanlara olduÄŸu gibi, kadınlara da olabilecek en güçlü, en saÄŸlam ve en güzel kiÅŸiliÄŸi kazandırır. Allah'ın, "... Hayır, Biz onlara kendi ÅŸan ve ÅŸeref (zikir)lerini getirmiÅŸ bulunuyoruz..." (Müminun Suresi, 71) ayetiyle bildirdiÄŸi gibi, Kuran ahlakı insanlara 'ÅŸan ve ÅŸeref' kazandırmaktadır. Dolayısıyla bu ahlakı yaÅŸayan bir kadın, saygı duyulacak, onurlu ve vakarlı bir karaktere sahip olur.

İman sahibi insanlar, yaÅŸadıkları toplumdan, ailelerinden ya da arkadaÅŸ çevrelerinden aldıkları telkinler her ne olursa olsun, bunları bir kenara bırakır ve Kuran'da belirtilen Müslüman karakterini yaÅŸarlar. İşte mümin bir kadın da karakterini Allah'ın beÄŸendiÄŸi ve hoÅŸnut olacağı ahlakı ölçü alarak, Kuran'a göre belirler.

Hz. Meryem, bu kiÅŸiliÄŸi yaÅŸayan kadınların en güzel örneklerindendir. Hz. Meryem cahiliye ahlakını yaÅŸayan bir toplum içerisinde pek çok zorlu imtihanla karşı karşıya kaldığı ve tüm bunlara tek başına karşı koymak durumunda olduÄŸu halde, çok güçlü ve dirayetli bir karakter sergilemiÅŸtir. İslam ahlakının, Allah'a gönülden bir imanın, derin bir tevekkül ve teslimiyetin kendisine verdiÄŸi güç ile her iÅŸinde daima üstün gelmiÅŸtir. KarşılaÅŸtığı tüm zorluklara raÄŸmen onurunu ve vakarını korumuÅŸ, bu özellikleriyle insanlar arasında dikkat çeken bir kiÅŸilik ortaya koymuÅŸtur.

Hani melekler: "Meryem, ÅŸüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı," demiÅŸti. (Al-i İmran Suresi, 42)

Müslüman bir kadının tüm tavırlarından, konuÅŸmalarından, hareketlerinden, yüzündeki ifadeden, bakışlarından, gülüÅŸünden ne kadar iffetli ve vakarlı bir kimse olduÄŸunu anlayabilmek mümkündür. İffetli bir kadının doÄŸal bir asaleti, insani bir heybeti ve güvenilir bir kiÅŸiliÄŸi vardır. Mümin kadının belirleyici bir diÄŸer özelliÄŸi ise Allah (cc)'ın Kuran'da emrettiÄŸi üzere giyiminde tesettür ölçülerine dikkat etmesidir. Kuran'da bu konudaki hüküm ÅŸu ÅŸekildedir:

"Ey Peygamber, eÅŸlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle; onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir." (Ahzab Suresi, 59)

“Mü'min kadınlara da söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zînet yerlerini açmasınlar, bunlardan kendiliÄŸinden görünen kısmı müstesnadır. BaÅŸörtülerini yakalarının üstüne koysunlar, zînet yerlerini, kendi kocalarından, kocalarının babalarından, oÄŸullarından, kocalarının oÄŸullarından, kendi erkek kardeÅŸlerinden, kendi kardeÅŸlerinin oÄŸullarından, kız kardeÅŸlerinin oÄŸullarından, kendi kadınlarından, kölelerinden, erkeklik duygusu kalmayan hizmetçilerden veya henüz kadınların gizli yerlerine muttalî olmayan çocuklardan baÅŸkasına göstermesinler. Gizlemekte oldukları zînetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü'minler! Hepiniz Allah'a tevbe edin. Böylece korktuÄŸunuzdan emin, umduÄŸunuza nail olursunuz.” (en-Nûr , 31)

İman eden kadınların ÅŸerefi olan tesettür, Kuran-ı Kerim'in, sünnetin ve İslam alimlerinin ittifakıyla sabit olan kesin bir emirdir. Bu konuda Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ÅŸöyle söylemiÅŸtir:

"Kuran'ın tesettür emri fıtri (yaratılışa uygun) olmakla beraber; o maden-i ÅŸefkat (ÅŸefkat kaynağı) ve kıymettar birer refika-i ebediyye (ebedi dost) olabilen kadınları tesettür ile sukuttan (ahlaken bozulmaktan), zilletten ve manevi esaretten ve sefaletten kurtarıyor." (Hanımlar Rehberi, s. 52) Tesettür kadının kalkanıdır, onu kendisine karşı gelebilecek kötülüklerden korur, iffetli, temiz, güvenilir ve emin bilinmesini saÄŸlar.

Kadının sesi yaratılışı icabı dikkat çekicidir. Özellikle ses normalin dışında bir tonda çıkarsa birtakım mahzurları beraberinde getirmektedir ve dinî tabiriyle “fitneye” sebep olmaktadır. Demek ki, haram olan sesin kendisi deÄŸil de, kontrol dışı bir mahiyet taşımasıdır.

Ahzab Sûresinin 32. âyet-i kerimesi bu husustaki ölçüyü Peygamber hanımlarının ÅŸahsında ÅŸöyle veriyor:

“Ey Peygamber hanımları! Siz herhangi bir kadın gibi deÄŸilsiniz. EÄŸer halinize layık bir takva ile korunacaksanız, yabancılarla câzibeli bir ÅŸekilde konuÅŸmayın ki, kalbinde fesat bulunan kimse bir ümide kapılmasın. KonuÅŸurken ciddiyet ve ağırbaÅŸlılıkla söz söyleyin.”

Müfessir Vehbi Efendi bu âyeti tefsir ederken, “SöylediÄŸiniz söz fitneye sebep olmasın. Yani cazibeli ve ecânibi ÅŸüpheye düÅŸürecek bir halde edalı ve naz ü istiÄŸna ile söylemeyin” ÅŸeklinde izah getirmektedir. Elmalılı’nın ifadesiyle “Yayılarak, kırıtarak, sınık, yılışık” olduÄŸunda “kalbi çürük kötülüÄŸe meyilli kimseler” bir ümide kapılırlar. Bundan dolayı da günaha girilmiÅŸ olur.

İbni Âbidîn ise meseleye ÅŸu ÅŸekilde bir açıklık getirir:

“Tercih edilen görüÅŸe göre kadının sesi avret deÄŸildir. Yalnız zekâsı kıt olanlar zannetmesinler ki, ‘biz kadının sesi avrettir demekle konuÅŸmasını kasdetmiyoruz. İhtiyaç halinde ve benzeri durumlarda kadının yabancı erkeklerle konuÅŸmasına cevaz veriyoruz. Yalnız kadınların yüksek sesle konuÅŸmalarını, seslerini uzatmalarını, yumuÅŸatmalarını ve naÄŸmeli bir ÅŸekilde okumalarını caiz görmüyoruz. Çünkü bunlarda erkekleri kendilerine meylettirmek ve ÅŸehvetlerini tahrik etmek vardır. (Reddü’l-Muhtar, 1: 272.)

Mahrem olmayan kadına bakmak haram olduÄŸuna göre, onlara dokunmak veya tokalaÅŸmak mutlaka haramdır. Peygamber'e (sav) biat eden kadınlar dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, biat ederken elimizi tutmadınız. Peygamber (sav) kadınların elini tutup tokalaÅŸmam, buyurdu (Ahmed bin Hanbel, Nesâî, İbn Mâce). Hazreti AiÅŸe (ra) biat ile ilgili ÅŸöyle buyuruyor: Allah'a yemin ederim ki Resûlüllah'ın eli bir kadının eline dokunmadı. Sadece sözle onlardan biat aldı" (Müslim).

Peygamber (sav) bir hadisi ÅŸerifinde ÅŸöyle buyuruyor: "Sizden biriniz, başına iÄŸne ile dürtülmesi kendisi için helâl olmayan bir kadına dokunmaktan daha hayırlıdır." İslâm dini, kadınla tokalaÅŸmayı yasaklamakla kadını tezyif etmiyor. Bilakis ÅŸerefini kurtarıyor. Kötü niyetli kimselerin ÅŸehvetle el uzatmasına engel oluyor. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 170)

Bir kadının eli, yabancı bir erkeÄŸin eline deÄŸmesi zaruret yokken haramdır. Bu itibarla, hiçbir ihtiyaca dayanmayan tokalaÅŸmada bu haramlık bahismevzu olur. Yabancı bir erkek yabancı kadınla tokalaÅŸamaz, elini namahremin eline süremez. Resûl-i Ekrem Efendimiz, yabancı bir kadının elini tokalaÅŸmak için tutmanın ateÅŸ tutmaktan daha korkunç olduÄŸunu haber vermiÅŸ, namahremin elini tutanın Cehennem ateÅŸi avuçlayacağına iÅŸarette bulunmuÅŸtur.

Peygamber (sav): "Herhangi bir kimse, bir kadınla yalnız kaldığı takdirde mutlaka onların üçüncüsü ÅŸeytandır" (Tirmizi, Rada' 16)  buyurmuÅŸlardır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör

Kaynak:sorularlaislamiyet.com


Yorum Yazın