Hukuka GiriÅŸ
19.11.2008 21:17 — Aöf 1. Sınıf Dersler, - Hukuk; sosyal hayatı düzenleyen maddi yaptırımlı kurallar bütünüdür.
- Sosyal iliÅŸkiler; sosyal hayatta geliÅŸen iliÅŸkilerdir.
- Yaptırım(müeyyide); sosyal kurallara uyulmadığında karşılaşılan tepkidir.
- Sübjektif ahlak kuralları; kendi nefsimize karşı nasıl davranmamız gerektiÄŸini belirten ahlak kurallarıdır.
- Objektif ahlak kuralları; sosyal hayatta kişilerin birbirleri ile ilişkilerinde nasıl davranmaları gerektiğini belirten ahlak kurallarıdır.
- Nafaka yükümlülüÄŸü; yardım edilmediÄŸi takdirde yoksulluÄŸa düÅŸecek olan üstsoy, altsoy ve kardeÅŸlerine yardım etmekle yükümlü olmaktır.
- Nafaka alacaklısı; yoksulluk içinde bulunan altsoy, üstsoy ve kardeÅŸlerdir.
- Yargı organı; Bir kimseyi hukuk kurallarına uymaya zorlayan devlet organıdır.
- Cebri icra; Hukuk kurallarına uymayan bir kimsenin, devlet zoru ile bu kuralın gereğinin yerine getirtmesidir.
- Hukuk, sosyal hayatı düzenleyen kurallardan sadece biridir. DiÄŸer sosyal kurallar din, ahlak ve görgü kuralları olarak sayabiliriz.
- Din kuralları; yüce güç tarafından konulmuÅŸ ve peygamberler vasıtası ile kiÅŸilere ulaÅŸmış bulunan bir takım emir ve yasaklardan oluÅŸan kurallardır. Yaptırımı manevidir. KiÅŸileri bu kurallara uymaya zorlayamayız.
- Ahlak kuralları; sosyal hayatta gerek kiÅŸinin kendi nefsine karşı, gerekse kiÅŸilerin birbirlerine karşı nasıl davranması gerektiÄŸini gösteren kurallardır. Bu kuralların yaptırımı da manevidir.
- Görgü kuralları; bir kimsenin belli bir olayda ne ÅŸekilde davranması gerektiÄŸini gösteren manevi yaptırımlı sosyal kurallardır.
- Hukuk kuralları; sosyal hayatta kiÅŸilerin birbirleri ile ve devletle olan iliÅŸkilerini düzenleyen maddi yaptırımlı, yani devlet gücü ile desteklenmiÅŸ kurallar olduÄŸu için diÄŸer sosyal kurallardan ayrılmaktadır. KiÅŸiler hukuk kurallarına uymak zorundadırlar. Oysaki diÄŸer sosyal kurallar manevi yaptırıma sahip oldukları için bu kurallara uymak zorunlulukları bulunmamaktadır.
- Hukuk kuralları ile diÄŸer sosyal kurallar arasında bir takım iliÅŸkiler ve benzerlikler vardır. Ahlak kuralları bunların başında gelir. Hukuk kurallarının toplumda geçerli ahlak kurallarına aykırı olması düÅŸünülemez.
- Yaptırım( müeyyide); herhangi bir kuralın koymuÅŸ olduÄŸu emir ve yasaklara uygun surette hareket etmeme, onun yap dediÄŸini yapmama veya yapma dediÄŸini yapma halinde karşılaşılacak olan tepkidir.
- Manevi yaptırım; hukuk kuralları dışındaki diğer sosyal kurallara uyulmadığında karşılaşılacak tepkidir.
- Maddi yaptırım; hukuk kurallarına uyulmadığında karşılaşılacak tepkidir.
- Ceza, kanunun suç iÅŸleyen kiÅŸiye uygulanmasını öngördüÄŸü yaptırımdır.
- Disiplin cezaları; belli bir statü içerisinde bulunan kimselere hizmetle ve iç düzenle ilgili kurallara aykırı davranmaları halinde uygulanan cezadır.
- Cebri icra; borcunu yerine getirmeyen kimseyi borcunu yerine getirmeye zorlama biçiminde bir yaptırımdır.
- Tazminat; hukuka aykırı olarak baÅŸkalarına verilen zararların ödettirilmesi biçimindeki yaptırımdır.
- Hükümsüzlük; bir hukuki iÅŸlemin, kanunun öngördüÄŸü ÅŸekilde yapılmaması veya kanuna aykırı olarak yapılması halinde hukuki sonuç doÄŸurmamasıdır.
- İptal; hukuki kurallara aykırı olarak yapılmış bir idari işlemin yargı organı kararıyla ortadan kaldırılmasıdır.
- Hukukun sistemi; kapsam ve özellikleri açısından birbirinden farklı olan çeÅŸitli iliÅŸkileri hukuk kurallarını düzen ve ayırıma tabi tutmaktır.
- Hukuk; birisi kamu hukuku, diÄŸeri Özel Hukuk olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Bir kiÅŸi ile diÄŸer bir kiÅŸi arasındaki iliÅŸkileri düzenleyen hukuk kurallarına Özel hukuk; bir kiÅŸi ile devlet, veya bir devlet ile diÄŸer bir devlet arasındaki iliÅŸkileri düzenleyen hukuk kurallarına da Kamu hukuku denir.
- Atatürk MilliyetçiÄŸi; ırk, din, dil ayrımı yapılmaksızın Türk vatan ve milletinin bölünmez bir bütün olduÄŸu, Türk devletine vatandaÅŸlık bağı ile baÄŸlı olan herkesin Türk sayılmasıdır.
- Demokratik devlet; halkın devlet yönetimine katılması esasına dayanan devlettir.
- Laiklik; Dünya ve devlet iÅŸlerinin din iÅŸlerinden ve dini otoriteden arındırılarak bağımsız hale getirilmesidir.
- Sosyal devlet; bireylerin sosyal durumları ile ilgilenen, onlara asgari hayat düzeyini saÄŸlamayı, sosyal adalet ve sosyal güvenliÄŸi gerçekleÅŸtirmeyi ödev bilen devlettir.
- Yasama organı; yasa yapma yetkisine sahip organdır.
- Yasama sorumsuzluÄŸu; TBMM üyelerinin meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, ve illeri sürdükleri düÅŸüncelerinden ve bunların meclis dışında tekrarından ve açıklanmasından sorumlu olmamasıdır.
- Yasama dokunulmazlığı; TBMM üyelerinin seçimden önce veya sonra iÅŸledikleri ileri sürülen suçlar nedeniyle, meclis kararı olmaksızın tutulamamaları, sorguya çekilememeleri, tutuklanamamaları ve yargılanamamalarıdır.
- Genel idare; bütün ülkeyi kapsayan idaredir.
- Mahalli idare; köy kasaba ve ÅŸehir adı verilen belli yerleÅŸim alanlarındaki halkın yerel ihtiyaçlarını gidermek üzere, çeÅŸitli kamu hizmeti yürüten kuruluÅŸlardır.
- Memur; kamu hizmetlerinin gerektirdiÄŸi asli ve sürekli görevleri yapmak üzere atanmış olan kiÅŸilerdir.
- İdari iÅŸlem; idarenin idare hukuku alanında bir hukuki sonuç doÄŸurmak veya doÄŸmuÅŸ olan bir hukuki sonucu belirtmek üzere yaptığı tek taraflı bir iÅŸlemdir.
- İdari sözleÅŸme; İdarenin idare hukukunca düzenlenen sözleÅŸmeleridir.
- Suç; cezai yaptırıma baÄŸlanış olan fiillerdir.
- İhmal; gereken ilgiyi göstermemedir.
- İcra; yapmak
- Kast; yasanın suç saydığı bir fiili bilerek isteyerek iÅŸleme iradesidir.
- Taksir; yasanın suç saydığı bir eylemi, onun sonuçlarını bilmeden ve istemeden iÅŸlemedir.
- Ceza; Kanunun suç iÅŸleyen kimseye uygulanmasını öngördüÄŸü yaptırımdır.
- Yargı; hukuk kurallarının bağımsız mahkemelerce belli bir olaya uygulanmasıdır.
- Adli yargı; mahkemelerdeki yargıdır.
- Davacı; mahkemeye başvurarak dava a.an taraftır.
- Davalı; davacı tarafından kendisine karşı dava açılan kiÅŸidir.
- İflas; İflasın açılması ile, müflisin haczi mümkün bütün mal ve haklarının oluÅŸturduÄŸu bütündür.
- Müflis, İflasın açılması ile borçluya verilen addır.
- Vergi; devletin kamu harcamalarına halkın parasal katılımıdır.
- İşyeri; işin yapıldığı yerdir.
- İşçi; hizmet akdine dayanarak çalışan kiÅŸidir.
- İşveren; iÅŸçi sayılan kimseleri çalıştıran gerçek veya tüzel kiÅŸilere ve tüzel kiÅŸiliÄŸi olmayan kamu kuruluÅŸlarıdır.
- Sendika; iÅŸçilerin veya iÅŸverenlerin ortak ekonomi, sosyal hak ve menfaatini korumak ve geliÅŸtirmek amacıyla oluÅŸturulmuÅŸ tüzel kiÅŸiliÄŸe sahip mesleki kuruluÅŸlardır.
- Toplu iÅŸ sözleÅŸmeleri, İşçi sendikaları ile iÅŸverenler veya iÅŸveren sendikaları arasında akdedilen ve iÅŸ ÅŸartları ile tarafların hak ve borçlarını düzenleyen yazılı anlaÅŸmadır.
- Grev; iÅŸçilerin bir iÅŸ yerinde veya iÅŸ kolunda hiç çalışmamak veya iÅŸin niteliÄŸine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla toplu olarak iÅŸi bırakmalarıdır.
- Lokavt; bir iÅŸ yerinde veya iÅŸ kolunda, faaliyetin tamamen durmasına neden olacak ÅŸekilde, iÅŸçilerin iÅŸveren tarafından topluca uzaklaÅŸtırılmalarıdır.
- Doktrin, İlmi görüÅŸlerdir.
- Miras (tereke); miras bırakanın malvarlığının toplamıdır.
- Ayni hak; EÅŸya üzerinde doÄŸrudan doÄŸruya mutlak egemenlik yetkisi veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haktır.
- Borç iliÅŸkisi; iki taraf arasında doÄŸan ve bunlarda birinin diÄŸerine karşı bir edimi yükümlendiÄŸi iliÅŸkidir.
- Edim; borçlunun yerine getirmekle yükümlü bulunduÄŸu davranış biçimidir.
- Tacir; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir.
- Esnaf; ister gezici, ister bir dükkan veya sokağın belli bir yerinde sabit olsun, iktisadi faaliyeti nakdi, sermayeden çok bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini saÄŸlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleridir.
- Åžirket; iki yada daha çok kiÅŸinin, emeklerini ve mallarını ortak bir amaca ulaÅŸmak için birleÅŸtirmeleridir.
- Kıymetli evrak; yazılı hakkın senede baÄŸlandığı ve senetten ayrı olarak devredilmesinin mümkün olmadığı senetlerdir. • Kombiyo senedi; poliçe, çek ve bono
- Ciro; kıymetli evrakta hak sahibi tarafından senette yazılı hakkın devredilmesi, rehnedilmesi veya tahsili için yapılan irade açıklamasıdır.
- Donatan; gemisini deniz ticaretinde kullanan gemi sahibidir.
- Navlun sözleÅŸmesi; deniz yolu ile eÅŸya taşımak üzere yapılan sözleÅŸmedir.
- Sigorta; bir ÅŸeyin yada bir kimsenin, herhangi bir yönden ileride karşılaÅŸabileceÄŸi zararı gidermek için, önceden ödenen prim karşılığında bu iÅŸle uÄŸraÅŸan kuruluÅŸla yapılan iki taraflı sözleÅŸmedir.
- Uyrukluk; Kişileri veya şeyleri devlete bağlayan hukuki bağdır.
- VatandaÅŸlık; gerçek kiÅŸileri devlete baÄŸlayan siyasi baÄŸdır.
- Medeni hukuk; kiÅŸilerin toplum halinde yaÅŸaması bakımından bir hüküm ve deÄŸer arzeden bütün eylem ve davranışlarını, iÅŸlemlerini ve iliÅŸkilerini düzenleyen hukuk kurallarının tümüdür. Medeni hukuk düzenlemekte olduÄŸu iliÅŸkilerin niteliÄŸine göre beÅŸ bölüme ayrılır. Bunlar; 1- KiÅŸiler hukuku 2- aile hukuku 3- miras hukuku 4- eÅŸya hukuku 5- borçlar hukuku’dur.
- Ticaret hukuku; kiÅŸiler arasındaki ticari iliÅŸkileri düzenleyen hukuk kurallarıdır. Ticaret hukuku da 5 bölüme ayrılır. Bunlar; 1- Ticari iÅŸletme hukuku 2- Åžirketler hukuku 3- Kıymetli evrak hukuku 4- Deniz ticareti hukuku 5- Sigorta hukuku’dur.
- Devletler özel hukuku; çeÅŸitli devletlere baÄŸlı olan, aynı uyruklukta ( tabiiyette) olmayan kiÅŸiler arasındaki özel hukuk iliÅŸkilerine hangi devletin kanununun uygulanacağını ve kiÅŸilerle ÅŸeylerin uyrukluÄŸunu düzenleyen hukuk kurallarından oluÅŸur.
- Mevzuat; yasa, tüzük, yönetmelik diÄŸer hukuk kaynaklarının tümüdür.
- Kanun; yasama organı tarafından yazılı olarak çıkarılan genel, sürekli ve soyut hukuk kurallarıdır.
- Kanun tasarısı; Bakanlar kurulunun hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduÄŸu kanun projeleridir.
- Kanun teklifi; Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin sundukları kanun projeleridir.
- Resmi gazete; BaÅŸbakanlık tarafından çıkarılan ve kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin, tüzüklerin ve bazı yönetmeliklerin yayımlandığı gazetedir.
- Kanun hükmünde kararname; Türkiye Büyük Millet Meclisinin çıkardığı yetki kanununa dayanarak, Bakanlar kurulunca belli konuları düzenlemek üzere çıkarılan yazılı hukuk kuralları.
- Tüzük; bir kanunun uygulamasını göstermek veya emrettiÄŸi iÅŸleri belirtmek üzere, kanuna aykırı olmamak ÅŸartı ile ve Danıştay’ın incelemesinden geçirilerek Bakanlar kurulunca çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.
- Yönetmelik; devlet örgütü içerisinde bulunan çeÅŸitli kurum ve kuruluÅŸların daha çok kendi alanlarını ilgilendiren, çalışma yöntemlerini düzenleyen hukuk kurallarıdır.
- Örf ve adet; topluluk içerisinde kök salmış olup, uyulması gerekli geleneklerdir.
- Paftos; başkasına ait bir arazide bağ yetiştirme.
- Bilimsel görüÅŸ; hukuk bilginlerinin hukuki sorunlarda ileri sürdükleri görüÅŸ, düÅŸünce ve kanatlardır.
- Yargısal karar; anlaÅŸmazlık konusu hukuki bir olayın çözümü için mahkemece verilmiÅŸ olan karar.
- Hukuku doÄŸuran kaynaklar; hukuk kurallarının nasıl ve ne ÅŸekilde meydana geldiklerini, nereden çıktıklarını ifade eder. Hukuku bildiren kaynaklar ise, hukuk kurallarının hangi ÅŸekillerde göründüklerini gösteren kaynaktır ki, bunlara Hukukun ÅŸekli kaynakları denir. Hukukun ÅŸekli kaynaklarını yazılı kaynaklar ve yazısız kaynaklar biçiminde bir ayırıma tabi tutarız. Bunlara yardımcı kaynakları da ekleyebiliriz.
- Yazılı kaynaklar deyimi ile; hukuk kurallarının yazılı bir biçimde yer almış oldukları metinler ifade edilmek istenir. Bunlar yazılı hukuk kurallarını içeren kaynaklardır. Yazılı hukuk kuralları yetkili mercilerce konulmuÅŸlardır. Yazılı kaynaklar; kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, tüzükler ve yönetmeliklerden oluÅŸur.
- Yazısız kaynağı; örf ve adet ( gelenek) hukuku oluÅŸturur. Bu kurallar yetkili bir merci tarafından konulmazlar. Bunlar toplumda kendiliÄŸinden doÄŸarlar. Bir adetin, bir geleneÄŸin örf ve adet hukuku kuralı olabilmesi için üç unsurun bir arada olması gerekir. Bunlar; maddi unsur, manevi unsur ve hukuki unsurdur.
- Yardımcı kaynaklar ise; bilimsel görüÅŸler (doktrin) ile yargısal kaynaklardan oluÅŸur.
- Hak; hukuken korunan yarardır.
- Mülkiyet hakkı; kiÅŸinin bir ÅŸey üzerinde egemenliÄŸidir.
- Kamu hakları; kamu hukukundan doğan haktır.
- Özel haklar; özel hukuktan doÄŸan haklardır.
- KiÅŸisel hak; kiÅŸinin maddi ve manevi tüm varlığı ile ilgili olan ve bu varlığın serbestçe geliÅŸtirilmesi amacına yönelik olan haktır.
- Mutlak hak; sahibine maddi ve maddi olmayan bütün mallar ile kiÅŸiler üzerinde en geniÅŸ yetkiler veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haktır.
- Eşya; maddi mallardır.
- İrtifak hakkı; bir eşyayı sadece kullanma ve ondan yararlanma yetkisi sağlayan ayni haktır.
- İntifa hakkı; yararlanma hakkı; başkasına ait malları kullanma ve bunlardan yararlanma yetkisi veren haktır.
- Rehin hakkı; bir alacağın yerine getirilmemesi durumunda, hak sahibine, belli bir malı sattırma yetkisi veren haktır.
- Fikri hak; bir kimse tarafından yaratılan yapıt üzerindeki düÅŸünsel haktır.
- Telif hakkı; yazar hakkıdır.
- Patent; bulgu belgesidir.
- Velayet hakkı; ergin olmayan çocuklar üzerinde ana ve babaya tanınmış olan mutlak haktır.
- Haksız fiil; bir kimsenin hukuk kurallarına aykırı ve zarar verici davranışıdır.
- Mutlak haklar herkese karşı ileri sürülebildikleri halde, nisbi haklar belli bir kiÅŸiye veya kiÅŸilere karşı ileri sürülebilirler.
- Hakkın kazanılması; bir hakkın bir kişiye bağlanması.
- Hukuki olay; hukuki sonuç doÄŸuran ve insan iradesi dışında gerçekleÅŸen olay.
- Hukuki fiil; hukuki sonuç doÄŸuran ve insan iradesi ile gerçekleÅŸen olaydır.
- Hukuki İşlem; bir veya birden fazla kimsenin hukuki bir sonuca yöneltilmiÅŸ irade açıklamasıdır.
- Aslen kazanma; bir hakkın, kimseye ait olmayan bir hakkı kendi fiiliyle elde etmesidir.
- Devren kazanma; bir hakkın, sahibi bulunan kişiden elde edilmesidir.
- İyiniyet; bir hakkın kazanılmasında, buna ait engeli bilmemektir.
- Taşınır eÅŸya; bir yerden baÅŸka bir yere taşınabilen ve taşınmaz mülkiyetine girmeyen ve edinilebilen doÄŸal güçlerdir.
- Hakkın kaybedilmesi; bir hakkın hak sahibinden ayrılması, onun elinden çıkması.
- Dürüst davranma; bir hak sahibinin hakkını kullanırken veya bir borçlunun borcunu yerine getirirken iyi ve doÄŸru hareket etmesi, yani dürüst, namuslu, aklı başında davranışının sonucunu bilen, orta zekalı her insanın benzer olaylarda izleyecek olduÄŸu yolda hareket etmesidir.
- Hakkın kötüye kullanılması; bir hakkın kullanılmasında dürüst davranılmamsıdır.
- Dava hakkı; bir kimsenin devletin bağımsız ve tarafsız yargı organlarına yani mahkemelere başvurarak hakkının elde edilmesidir.
- Talep hakkı; bir kiÅŸinin hakkını elde etmek veya hakkına saygı gösterilmesini saÄŸlamak üzere karşısındaki kiÅŸiye yönelttiÄŸi isteme yetkisidir.
- MeÅŸru müdafaa; bir kimsenin, kendisine veya baÅŸkasına ya da mallarına yönelen, halen var olan haksız saldırıdan doÄŸacak zararı önlemek için yapmak zorunda kaldığı eylemdir.
- Zaruret hali; kendisini ve baÅŸkasını bilerek sebebiyet vermediÄŸi zarardan ya da derhal ortaya çıkabilecek bir tehlikeden kurtarmak için baÅŸkasının mallarına zarar vermedir.
- Savunma; davalının, kendisine karşı ileri sürülmüÅŸ olan talebin tamamen veya kısmen doÄŸru olmadığını ileri sürmesidir.
- İnkar; kabul etmemedir.
- İtiraz; bir hakkın doğumuna engel olan veya o hakkı sona erdiren olgulardır.
- Def’i; davalının borcunu, özel bir nedenden dolayı yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren haktır.
- Karine; bilinen bir durumdan bilinmeyen bir durumun varlığını çıkarmadır.
- Resmi sicil; resmi makamlar tarafından tutulan sicildir.
- Resmi senet; Noterler veya resmi makamlar tarafından düzenlenen belgedir.
- Hakkın kötüye kullanılması; bir hakkın dürüstlük kurallarına apaçık derecede aykırı surette özellikle amacı dışında kullanılmış olması ve bundan da baÅŸkalarının zarar görmüÅŸ veya zarar görme tehlikesi ile karşılaşılmış bulunmaları demektir.
- KiÅŸi; haklara ve borçlara sahip olabilen varlıklardır.
- Gerçek kiÅŸi; insanlardır.
- Tüzel kiÅŸi; baÅŸlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiÅŸ kiÅŸi toplulukları ve belli bir amaca örgütlenmiÅŸ olan bağımsız mal topluluklarıdır.
- Cenin; kendisine gebe kalınmış ve doÄŸumu beklenilen çocuktur.
- Ölüm; gerçek kiÅŸiliÄŸi sona erdiren hukuki bir olaydır.
- Hukuki olay; hukuk düzeninin kendilerine bir sonuç baÄŸladığı olaylardır.
- Ölüm karinesi; bir kimsenin ölümüne kesin gözle bakılacak bir durumda kaybolması halinde, ölmüÅŸ sayılması ve o yerin en büyük mülkiye amirinin emriyle kütüÄŸüne ölüm kaydının düÅŸülmesidir.
- Birlikte ölüm karinesi; birden fazla kiÅŸiden hangisinin önce veya sonra öldüÄŸünün ispat edilememesi durumunda hepsinin aynı anda ölmüÅŸ sayılmasıdır.
- Gaip; yok olan kiÅŸidir., Hak ehliyeti; hak ve borç sahibi olabilmedir.
- Fiil ehliyeti; bir kiÅŸinin kendi fiil ve iÅŸlemleri ile kendi lehine haklar, aleyhine borçlar yaratabilme iktidarıdır.
- Ayırt etme gücü; akla uygun biçimde davranma yeteneÄŸidir.
- Ergin olmak; bir kimsenin kanunun belirttiği belli bir yaş sınırını aşmasıdır.
- Kısıtlık; bir kimsenin medeni hakları kullanma yetkisinin mahkemece kaldırılmasıdır.
- Hukuki iÅŸlem ehliyeti; bir kiÅŸinin hukuki iÅŸlemler yapabilme, hukuki iÅŸlemlerle kendi lehine haklar ve aleyhine borçlar yaratabilmesidir.
- Haksız fiil; hukuka aykırı zarar verici eylemlerdir.
- Tam ehliyetli; fiil ehliyetinin bütün koÅŸullarına sahip olan kiÅŸidir.
- Sınırlı ehliyetli; tam ehliyetli olup, bazı sebeplerden dolayı ehliyetleri belli konularda kısıtlanmış olan kişidir.
- Sınırlı ehliyetli; ayırt etme gücü bulunan ancak, ergin olmayan ya da kısıtlı bulunan kiÅŸidir.
- İzin; önceden belirtilen rızadır.
- Onama; sonradan açıklanan rızadır.
- Tam ehliyetsizler; ayırt etme gücüne sahip olmayan kiÅŸidir.
- Fiil ehliyetine sahip olmanın 3 koÅŸulu vardır. Bunlar; 1- Ayırt etme gücüne sahip olmak 2- Ergin olmak 3- Kısıtlı olmamaktır. Fiil ehliyetinin içeriÄŸine, hukuki iÅŸlem ehliyeti, haksız fiillerden sorumlu olma ehliyeti ve dava ehliyeti girmektedir.
- KiÅŸilik; geniÅŸ anlamda hak ve fiil ehliyetlerini, kiÅŸisel durumları ve kiÅŸilik haklarını içeren bir kavramdır.
- KiÅŸilik hakları; bir kiÅŸinin maddi (bedensel), manevi ve iktisadi bütünlüÄŸü ve varlıkları üzerindeki mutlak haklardır.
- Tespit davası; bir saldırı sonucunda kiÅŸilik hakları zedelenmiÅŸ olan kimselere, sona ermesine raÄŸmen etkisini devam ettirdiÄŸi takdirde, bu saldırının hukuka aykırılığını tespit ettirmek üzere açılacak davadır.
- Saldırıya son verilmesi davası; bir kimsenin kiÅŸilik haklarına yapılan hukuka aykırı saldırının mahkemece ortadan kaldırılması için açılan davadır.
- Önleme davası; halen mevcut olmamakla beraber, bir takım beklentilerden çok yakın bir zamanda gerçekleÅŸmesi beklenen hukuka aykırı saldırının önlenmesi için açılan davadır.
- Maddi tazminat davası; kiÅŸilik haklarına, hukuka aykırı saldırıda bulunulan kimsenin, bu saldırıdan dolayı uÄŸramış olduÄŸu maddi zararların giderilmesi için açtığı davadır.
- Manevi tazminat davası; kiÅŸilik haklarına hukuka aykırı saldırıda bulunulan kiÅŸinin bu yüzden düÅŸmüÅŸ olduÄŸu üzüntü ve utancı gidermek için açtığı davadır.
- Tüzel kiÅŸi; belli bir amacı gerçekleÅŸtirmek üzere bağımsız bir varlık halinde örgütlenmiÅŸ, hak ve fiil ehliyetine sahip kiÅŸi ve mal topluluklarıdır.
- KiÅŸi topluluÄŸu; belli bir amacın gerçekleÅŸtirilmesi için kiÅŸilerin bir araya gelmesi ile oluÅŸmuÅŸ, bağımsız varlığa sahip topluluklardır.
- Mal topluluÄŸu; belli bir amacın gerçekleÅŸtirilmesi için malların bu amaca örgütlenmesiyle oluÅŸturulmuÅŸ, bağımsız varlığa sahip topluluklardır.
- Kamu hukuku tüzel kiÅŸileri; kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için, kamu hukukuna iliÅŸkin kanun ve hukuk kuralları çerçevesinde oluÅŸmuÅŸ tüzel kiÅŸiliklerdir.
- Özel hukuk tüzel kiÅŸileri; özel hukuka iliÅŸkin kanun ve hukuk kuralları çerçevesinde oluÅŸmuÅŸ tüzel kiÅŸiliklerdir.
- Åžirket; kazanç paylaÅŸmak amacı ile en az iki kiÅŸi ile kurulan özel hukuk tüzel kiÅŸisidir.
- Dernek; kazanç paylaÅŸmak dışında bir amaçla en az yedi gerçek kiÅŸi ile kurulan kiÅŸi topluluÄŸu niteliÄŸinde özel hukuk tüzel kiÅŸisidir.
- Vakıf; baÅŸlı başına bir varlığı bulunmak üzere bir malın belli bir amaca örgütlenmesidir.
- Kanuni organ; tüzel kiÅŸilerin kanun gereÄŸince sahip olmak zorunda oldukları organlardır.
- İradi organ; bir tüzel kiÅŸinin kanun gereÄŸi sahip olması gerekmeyen, isteÄŸe baÄŸlı organlardır.
- Tahsis (özgüleme) prensibi; tüzel kiÅŸilerin fiil ehliyetlerinin amaçları ile sınırlandırılmasıdır.
- İnfisah (dağılma); bir tüzel kiÅŸiliÄŸin herhangi bir iÅŸleme gerek olmaksızın kendiliÄŸinden sona ermesidir.
- Fesih (dağıtılma); bir tüzel kiÅŸiliÄŸin bir kararla sona erdirilmesidir.
- Tüzel kiÅŸilerin hangi anda kiÅŸilik kazandıklarını tespit eden sistemler serbest kuruluÅŸ sistemi, izin sistemi, ve tescil sistemi olmak üzere üçe ayrılır. Türk hukuk sisteminde bunlardan birinin benimsenmesi yoluna gidilmeyerek her üç sisteme de yer verilmiÅŸtir.
- Borç iliÅŸkisi; iki taraf arasında tek taraflı veya karşılıklı yükümlülükleri kapsayan hukuki bir baÄŸdır.
- Alacaklı; bir borç iliÅŸkisinde karşı tarafı, bir ÅŸeyi yapmaya, vermeye ya da bir ÅŸeyi yapmaktan kaçınmayı zorlamaya hakkı olan kiÅŸidir.
- Borçlu; alacaklıya karşı bir edimde bulunma yükümlülüÄŸü altında olan kiÅŸidir.
- Edim; borçlunun yerine getirmekle yükümlü olduÄŸu borcun konusudur.
- Olumlu edim; bir şeyin yapılmasına veya verilmesine ilişkin edimdir.
- Olumsuz edim; bir şeyin yapılmamasına ilişkin edimdir.
- KiÅŸisel edim; bizzat borçlu tarafından yerine getirilmesi gereken edimdir.
- Maddi edim; doÄŸrudan doÄŸruya borçlunun mal varlığı ile yerine getirilebilen, bizzat borçlu tarafından, yerine getirilmesi zorunlu olmayan edimdir.
- Sorumluluk; borçlunun edimini yerine getirmemesi halinde, alacaklının borçlunun malvarlığına el atabilme olanağı.
- Sınırsız sorumluluk; borçlunun tüm malvarlığı ile sorumlu olmasıdır.
- Sınırlı sorumluluk; borçlunun, malvarlığındaki belli malları ile veya belirli bir miktar oranında bütün malları ile sorumlu olmasıdır.
- Hukuki iÅŸlem; bir hukuki sonuç oluÅŸturmak için irade açıklamasında bulunmaktır.
- SözleÅŸme; iki tarafın, bir hukuki sonuç elde etmek için, karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamasında bulunmasıdır.
- İcap; bir sözleÅŸmenin meydana gelebilmesi için zaman bakımından önce yapılan irade açıklamasıdır.
- İcaba davet; bir sözleÅŸmenin oluÅŸabilmesi için, açıklanan irade beyanının sadece konuya görüÅŸme amacıyla yapılmasıdır.
- Kabul; icabın karşı tarafça olumlu biçimde cevaplandırılmasıdır.
- Örtülü (zımni) kabul; kabulcünün, icabı kabul etmiÅŸ olduÄŸu sonucunun çıkarılmasına neden olan tutum ve davranışlarıdır.
- Haksız fiil; hukuk düzeninin hoÅŸ görmediÄŸi, zarar verici eylemlerdir.
- Haksız fiil sorumluluÄŸu; hukuken uyulması zorunlu olan bir hakkın çiÄŸnenmesi sonucunda ortaya çıkan sorumluluktur.
- Kast; hukuk düzeninin izin vermediÄŸi bir fiili bilerek, isteyerek iÅŸleme iradesidir.
- İhmal; hukuka aykırı sonucu istememekle beraber, bu sonucun doÄŸmaması için gerekli dikkat ve özeni göstermemektir.
- Zarar; KiÅŸinin malvarlığında veya manevi varlığında ortaya çıkan eksilmedir.
- İlliyet bağı; bir sebep ile ortaya çıkan sonuç arasındaki iliÅŸkidir.
- Sebepsiz ZenginleÅŸme; hukuken geçerli bir sebep olmaksızın, bir kimsenin zararına zenginleÅŸmesidir.
- Åžekil; bir hukuki iÅŸlemin veya belirtilen bu iradenin dış görünüÅŸüdür.
- Kanuni ÅŸekil; kanunun öngördüÄŸü ÅŸekil.
- İradi ÅŸekil; kanunun ÅŸekle baÄŸlamadığı bir sözleÅŸmenin, taraflarca, belli bir ÅŸekle uyularak yapılmasının kararlaÅŸtırılmasıdır.
- Geçerlilik ÅŸekli; bir sözleÅŸmenin geçerli olarak meydana gelebilmesi için gerek kanun gerekse tarafların iradesi gereÄŸi uyulması gereken ÅŸekildir.
- İspat ÅŸekli; bir sözleÅŸmenin varlığını ispat için gerekli olan ÅŸeklidir.
- Åžahadetname; resmi makamların; özel bir kurumun bir kiÅŸinin bildiÄŸi bir olguy onamak ve doÄŸrulamak için düzenlediÄŸi belgedir.
- Resmi ÅŸekil; hukuki iÅŸlemin yetkili bir resmi makam önünde yapılmasıdır.
- Karine; bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun çıkartılmasıdır.
- Mutlak butlan; bir hukuki iÅŸlemin kamu düzenine, ahlaka aykırı olması veya esaslı koÅŸullara sahip bulunmamasıdır.
- Muvazaa; tarafların, üçüncü kiÅŸileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan bir iÅŸlem yapmaları, fakat görünürdeki bu iÅŸlemin geçerli olmayacağı konusunda anlaÅŸmalarıdır.
- İrade bozukluÄŸu; bir kimsenin iradesi ile irade açıklaması arasında istenmeden meydana gelen uygunsuzluktur.
- Üçüncü kiÅŸi; bir sözleÅŸmenin tarafları ile onların temsilcilerinin dışındaki kiÅŸilerdir.
- Temsil; başkası adına, hukuki bir işlem yapmak veya tasarrufta bulunmaktır.
- Temsilci; bir hukuki işlemi başkası adına yapan kişidir.
- Üçüncü kiÅŸi; temsilcinin, temsil olunan adına, kendisi ile hukuki iÅŸlem yaptığı kiÅŸidir.
- Dolaylı temsil; temsilcinin bir hukuki işlemi, kendi adına ve temsil olunanın hesabına yapmasıdır.
- Doğrudan doğruya temsil; temsilcinin, bir hukuki işlemi, temsil olunanın adına ve hesabına yapmasıdır.
- Ulak; bir hukuki iÅŸlemin oluÅŸması için bir tarafın irade açıklamasını diÄŸer tarafa ileten kiÅŸidir.
- Temsil yetkisi; başkasının adına ve hesabına hukuki işlem yapabilme yetkisidir.
- Velayet; çocuklar üzerinde ana babanın kanundan doÄŸan haklarıdır.
- Vesayet; velayet altında bulunmayan küçük ve kısıtlıların çıkarlarını korumak üzere mahkemece yasal temsilci atanmasıdır.
- Temsil belgesi; temsilcinin temsil yetkisini gösteren belgedir.
- Halef; baÅŸkasının yerine geçen, ardıl.
- İfa; borçlanılan ÅŸeyin yerine getirilmesidir.
- Muaccel; vadesi gelmiÅŸ
- İfa yeri; borcun yerine getirilmesi gereken yerdir.
- Temerrüt; borçlunun borcunu ödememekte, alacaklının alacağını almamakta direnmesidir.
- Ferdiyle belli ÅŸey; nitelikleri ile belli edilmiÅŸ ÅŸey, cins
- Nev’iyle belli ÅŸey; cins olarak belli edilmiÅŸ parça.
- Muacceliyet; borçlunun edimini yerine getirmekle yükümlü olduÄŸu andır.
- Muaccel borç; ifa zamanı gelmiÅŸ, ifası istenebilecek borçtur.
- Müeccel borç; ifa zamanı henüz gelmemiÅŸ, ifası henüz istenemeyecek borçtur.
- Vade; bir iÅŸin yapılması veya borcun ödenmesi için öngörülen sürenin sonudur.
- Ademi ifa; ödemezlik, borçlunun, yüklendiÄŸi edimi hiç veya gereÄŸi gibi yerine getirmemesidir.
- Mücbir sebep; zorlayıcı neden, önceden göz önüne alınmasına ve bunun sonucu olarak ortadan kaldırılmasına olanak bulunmayan ve bir dış etkiden ileri gelen olaydır.
- Beyine; kanıt, herhangi bir olayın veya hukuki iliÅŸkinin doÄŸruluÄŸunu ortaya çıkarmak için baÅŸvurulan her türlü araçtır.
- Borçlunun temerrüdü (direnimi); halen ifası mümkün olan muaccel bir borcun alacaklının ihtarına raÄŸmen borçlu tarafından zamanında ifa edilmemesidir.
- İhtar (protesto); alacaklının tek yanlı irade açıklaması ile borçluyu ifaya davet etmesidir.
- İhbar; zaman verme, bildirme.
- Müsbet (olumlu) zarar; alacaklının borcun ifasındaki menfaatinin yerine getirilmemiÅŸ olmaması nedeni ile uÄŸradığı zarardır.
- Temerrüt faizi; para borçlusunun temerrüde (direngen duruma) düÅŸmesi halinde alacaklıya ödemek zorunda kaldığı bir tür tazminattır.
- Menfi (olumsuz) zarar; geçerli olduÄŸuna inanılan bir sözleÅŸmenin hüküm ifade etmemesi yüzünden uÄŸranılan zarardır.
- Borcun sona ermesi; bir borç iliÅŸkisinin veya doÄŸmuÅŸ olan tek bir borcun sona ermesidir.
- Fer’i borç; asıl borca baÄŸlı yan borçtur.
- Takas; bir borcun, bir karşı alacağın feda edilmesi suretiyle sona erdirilmesidir.
- Kanuni takas; kanun tarafından tanınmış olan takastır.
- Akdi takas; tarafların aralarında anlaÅŸarak yaptıkları bir sözleÅŸmeye dayalı takastır.
- Mahsup; bir alacak miktarında belli olgular nedeniyle indirim yapmaktır.
- Zamanaşımı; kanun tarafından belirlenmiÅŸ ÅŸartlar altında belli bir süre içinde alacaklının hareketsiz kalması sonucu alacağın ifasını isteme yetkisinin sona ermesidir.
- Kazandırıcı zamanaşımı; kanunun belirlediÄŸi sürenin geçmesi ile ve belli ÅŸartlarla bir kimseye mülkiyet ve baÅŸkaca bir ayni hak kazandıran zamanaşımıdır.
- Aciz vesikası; icra ve iflas hukukunda, borçlunun malları satılıp paylaÅŸtırıldıktan sonra, alacaklarının tamamına kavuÅŸamamış olan alacaklılara verilen belgedir.
- Zamanaşımının durması; kanunda sayılan sebeplerden birinin bulunması nedeniyle zamanaşımı süresinin bu sebebin devamı süresince iÅŸlemeye baÅŸlaması veya baÅŸlamış ise devam etmemesidir.
- Zamanaşımının kesilmesi; kanunda sayılan sebeplerden birinin bulunması dolayısı ile zamanaşımı süresinin o ana kadar iÅŸlemiÅŸ olan kısmının ortadan kalkması ve sürenin yeni baÅŸtan iÅŸlemeye baÅŸlamasıdır.
- Satım SözleÅŸmesi; satıcının satılan malı, alıcının borçlandığı, bir satış parası karşılığında, ona teslim ve mülkiyeti devretmek borcunu yüklenmiÅŸ olduÄŸu sözleÅŸmedir.
- Semen; alıcının, satın aldığı mala karşılık olarak alıcıya ödeyeceÄŸi paradır.
- Cari fiyat; borsa dışında piyasası olan belli cins bir malın belli bir ticaret çevresindeki ortalama fiyatıdır.
- Yarar; satım sözleÅŸmesinin yapılmasından itibaren teslime kadar geçecek süre içinde satılan ÅŸeyde kendiliÄŸinden meydana gelen fazlalıklardır.
- Hasar; malı teslim almadığı halde semeni ödeme tehlikesi ile karşılaÅŸmadır.
- Taşınır satımı; konusunu taşınabilir şeylerin oluşturduğu satımdır.
- Taşınmaz satımı; konusunu taşınmaz ÅŸeylerin oluÅŸturduÄŸu satım türüdür.
- Taksitle satım; alıcının ödeyeceÄŸi satım parasının bölünerek, belli aralıklarla ödenmesi ÅŸartıyla yapılan satımdır.
- Artırma ile satım; artırmaya katılan en yüksek öneride bulunan ile yapılan satımdır.
- İsteÄŸe baÄŸlı açık artırma; herkesin katılabileceÄŸi artırma türüdür.
- İsteÄŸe baÄŸlı özel artırma; ancak belli kimselerin katılabilecekleri artırma türüdür.
- Hükmen teslim; kendiliÄŸinden teslim edilmiÅŸ sayılmadır.
- ZilyetliÄŸin havalesi; devir olunacak malın üçüncü kiÅŸinin elinde bulunması halinde, mülkiyetin devri amacıyla devredenin, bu kiÅŸiden malın devralacak olana teslimini istemesidir.
- Kısa elden teslim; malı devralacak kimsenin devralacağı malı elinde bulundurması halinde mal geri alınıp tekrar teslim edilmeksizin mülkiyetin devri amacı ile o malın mülkiyetinin devredilmesidir.
- Ayıba karşı garanti; satılan ÅŸeyin satıcının belirttiÄŸi ve vaad ettiÄŸi nitelikleri taşımaması halinde veya satılan ÅŸeyin deÄŸerini ya da sözleÅŸme gereÄŸince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldıran eksiklerin bulunması durumunda satıcının sorumluluÄŸudur.
- Ayıp; bir malın sakatlık gibi hukuksal bir nedenle deÄŸerini veya maldan beklenen yararı ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan durumudur.
- Zapta karşı garanti; satıcının satılan ÅŸey üzerinde üçüncü kiÅŸilerin ayni veya kuvvetlendirilmiÅŸ ÅŸahsi haklarının bulunmadığını garanti etmesidir.
- Kira sözleÅŸmesi; bir bedel karşılığında bir ÅŸeyin kullanılmasının veya ondan yararlanılmasının belli bir süre ile baÅŸka bir kimseye bırakılmasıdır.
- Adi kira; kiracıya kiralanan ÅŸeyi sadece kullanma hakkı veren kira türüdür.
- Ürün kirası; kiracıya kiralanan her ÅŸeyin hem kullanma hem de onun semerelerini toplama hakkı veren kira türüdür.
- Semere; ürün
- Feshi bildirme; sözleÅŸmelerde, taraflardan birinin sözleÅŸme hükümlerine devam etmeyeceÄŸi yolundaki iradesini karşı tarafa bildirmesidir.
- Fesih; hukuksal işlemin irade ile ortadan kaldırılmasıdır.
- Vekalet sözleÅŸmesi; vekilin, vekalet verene ait bir iÅŸin yönetimi veya bir hizmetin görülmesi konusunda vekalet veren ile yaptığı sözleÅŸmedir.
- Genel vekaletname; vekalet verenin, vekile bütün hukuki iÅŸlemleri kapsayacak ÅŸekilde temsil yetkisi verdiÄŸi vekaletnamedir.
- Özel vekaletname; vekalet verenin, vekile belli bir veya birkaç hukuki iÅŸlemi kapsayacak ÅŸekilde temsil yetkisi verdiÄŸi vekaletnamedir.
- Azil; vekalet verenin, tek taraflı irade açıklaması ile vekalet sözleÅŸmesine son vermesidir.
- İstifa; vekilin, tek taraflı irade açıklaması ile vekalet sözleÅŸmesine son vermesidir.
- Kefalet sözleÅŸmesi; kefilin, borçlunun borcunu yerine getirmemesi halinde bundan kiÅŸisel olarak sorumlu olmayı alacaklıya karşı yüklendiÄŸi sözleÅŸmedir.
- Fer’i; asıla bağımlı, asılı izleyen ( borç, faiz vb.)
- Tali; ikincil, ikinci derecede, yan. Sonradan gelen.
- Adi kefalet; alacaklının, öncelikle borçluyu, daha sonra kefili takip edebileceÄŸi kefalettir.
- Tartışma def’i; adi kefalette alacaklı, borçluya baÅŸvurmaksızın doÄŸrudan kefile baÅŸvurduÄŸunda, kefilin, alacaklıya karşı önce asıl borçluyu takip etmesi gerektiÄŸini ileri sürmesidir.
- Müteselsil kefalet; alacaklının önce asıl borçluyu takip etmeksizin doÄŸrudan doÄŸruya kefile baÅŸvurabileceÄŸi kefalet türüdür.
- Birlikte kefalet; aynı borca birbirlerinden haberdar olarak birden fazla kimsenin kefil olmasıdır.
- Taksim def’i; adi birlikte kefalette alacaklı, kefillerden birinden kendi payından fazlasını istediÄŸinde, kefilin alacaklıya karşı sadece kendi payından sorumlu olduÄŸunu ileri sürmesidir.
- Kefile kefalet; kefilin alacaklıya karşı kefilin yüklenimine güvence vermesidir.
- Rücua kefalet; kefilin, borçludan rücu sebebiyle alacağını alamayan asıl kefilin bu alacağına güvence vermesidir.
- Halef; birinden sonra gelip onun yerine geçen kimsedir.
- Finansal kiralama; kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü kiÅŸiden satın aldığı veya baÅŸka ÅŸekilde saÄŸladığı bir malın zilyetliÄŸini, her türlü yararı saÄŸlamak üzere ve belirli bir süre feshetmemek ÅŸartı ile bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleÅŸmedir.
- Feshedilmezlik süresi; kanunda yer alan fesih sebepleri dışında feshin mümkün olamayacağı süredir.
- Factoring; vadeli satış yapan firmaların mal satışından doğan alacak haklarını factor adı verilen finansal kuruluşlara satmak suretiyle kısa vadeli kaynak sağladıkları bir finansman tekniğidir.
- Yargı; hukuk kurallarının bağımsız mahkemelerce belli bir olaya uygulanması faaliyetidir.
- I Anayasa yargısı; anayasa mahkemesi’nin bu sıfatla baktığı iÅŸler ile yüce divan sıfatıyla gördüÄŸü iÅŸlerdeki faaliyetleri kapsayan yargı türüdür.
- Anayasa mahkemesi; onbir asil ve dört yedek üyeden oluÅŸan ve kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi iç tüzüÄŸünün Anaya ya uygunluÄŸunu denetleyen bir yüksek yargı organıdır.
- İdari yargı; idari makamların, idare hukuku alanındaki faaliyetleri dolayısı ile ortaya çıkan uyuÅŸmazlıkların çözümlenmesini konu alan bir yargı türüdür.
- İptal davası; idare tarafından verilmiÅŸ olup da yetki, ÅŸekil, sebep, konu ve amaç bakımlarından hukuka aykırı bir kararın ortadan kaldırılmasına yönelik olan ve idari yargı organlarında görülen davadır.
- Tam yargı davsı; idarenin aldığı kararlar veya yaptığı eylemler sebebiyle zarara uÄŸrayan kiÅŸinin, zararını idareden alabilmesini saÄŸlayan ve idari yargı organlrında görülen davadır.
- Danıştay; idari mahkemelerce verilen ve kanunun baÅŸka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii ve kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakan bir yüksek yargı organıdır.
- İlk derece mahkemesi; bir uyuşmazlığı(davayı) karara bağlayan mahkemedir.
- Son derece mahkemesi; ilk derece mahkemeleri tarafından verilmiÅŸ olan kararları temyiz yoluyla kontrol eden yüksek mahkemedir.
- Askeri yargı; askeri mahkemelerin ceza hukuku alanındaki faaliyetleri ile asker kiÅŸileri ilgilendiren ve askeri hizmete iliÅŸkin bulunan idari iÅŸlem ve eylemlerden doÄŸan uyuÅŸmazlıkların çözümlenmesindeki yargısal faaliyetlerdir.
- Disiplin mahkemesi; askeri ceza yargısında yer alan bir ilk derece mahkemesidir.
- Askeri ceza yargısı; askeri mahkemelerin askeri ceza hukuku alanındaki yargısal faaliyetlerdir.
- Askeri Yargıtay; askeri mahkemelerden verilen karar ve hükümlerin son incelemesini yapan ve asker kiÅŸilerin kanunla belirlenen beki davalarına bakan ilk ve son derece mahkemesidir.
- Askeri idari yargı; asker kiÅŸileri ilgilendiren ve askeri hizmetlere iliÅŸkin bulunan idari iÅŸlem ve eylemlerden doÄŸan uyuÅŸmazlıkların çözümlenmesindeki yargısal faaliyetlerdir.
- Adli yargı; adalet mahkemeleri tarafından yürütülmekte olan yargısal faaliyetlerdir.
- Ceza yargısı; adli yargıda, ceza mahkemelerinin ceza hukuku alanındaki yargısal faaliyetleridir.
- Medeni yargı; adli yargıda, hukuk mahkemelerinin özel hukuk alanındaki yargısal faaliyetleridir.
- Bölge Adliye mahkemesi; ilk derece mahkemeler ile son derece mahkeme arasında yer alan ve ilk derece mahkemelerinin hükümlerini kontrol eden ikinci derece mahkemedir.
- Yargıtay; adliye mahkemelerinden verilen karar ve hükümlerin son incele makamı olup, kanun ile belirlenen bazı davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakan bir yüksek yargı organıdır.


