İKTİSADA GİRİŞ Ders Notları

08.12.2008 23:12 — Aöf 1. Sınıf Dersler,

İktisadın Tanımı Ve Genel Kavramlar


Bir bilim dalı olarak iktisadın tanımını ve ilgi alanı:


İktisat, sonsuz olan insan ihtiyaçlarının sınırlı kaynaklarla nasıl karşılanacağını inceleyen bir sosyal bilimdir. İktisat bir sosyal bilim olma yanında, analitik bir yapıya da sahiptir. İnsanların iktisadi davranışları ile malların üretim, tüketim ve dağıtım faaliyetlerini inceler.


İktisadın Özellikleri


İktisat, bir sosyal bilim olmasına raÄŸmen büyük ölçüde matematiksel yöntemler kullanır. İktisatçı önce bir konuyla ilgili gerçekleri toplar, daha sonra bu topladığı gerçekler yardımıyla teori oluÅŸturur ve nihayet bu teoriler yardımıyla çeÅŸitli sorunların çözümüne yönelik iktisat politikaları geliÅŸtirir. İktisatçının çevremizdeki günlük olaylara bakışında kullandığı ilkeleri ve bu konuda düÅŸülen hataları açıklayabilmek


İktisadi düÅŸünme tarzı rasyonel davranış, karar alma sürecinde fayda ve maliyetleri esas alma ve deÄŸiÅŸimi inceleyen marjinal analiz kavramlarına dayanır.


İktisadi düÅŸünme sistematiÄŸi içinde diÄŸer ÅŸartların sabit kaldığı, korelasyon ve nedensellik iliÅŸkisinin farklı kavramlar olduÄŸu ve nihayet, birey için doÄŸru olanın bütün içinde doÄŸru olacağı sonucunun hatalı olduÄŸu unutulmamalıdır.


YoÄŸun içeriÄŸi nedeniyle iktisadın nasıl bölümlendirilebileceÄŸini açıklayabilmek


İktisat, makro iktisat ve mikro iktisat, pozitif ve normatif iktisat olmak üzere çeÅŸitli bölümlere ayrılır. Mikro iktisat, iktisadın daha çok firma, üretici ve tüketici gibi bireysel karar birimlerinin davranışlarını inceleyen bölümüdür. Makro iktisat ise iktisadın daha çok enflasyon, ekonomik büyüme ve dış ticaret gibi makro büyüklüklerini inceleyen bölümüdür. Pozitif iktisat, daha çok ne olduÄŸunu anlamaya çalışır. Bu nedenle pozitif iktisat deÄŸer yargıları içermez.x Normatif iktisat ise daha çok ne olması gerektiÄŸi konuları üzerinde durur ve deÄŸer yargıları içerir. Günlük yaÅŸamda farklı anlamlarda kullandığımız kavramlara iktisatçıların verdikleri anlamları açıklayabilmek


Ekonomik birimler hane halkları, firmalar ve devlet olarak üçe ayrılır.


İhtiyaç, tatmin edildiÄŸi zaman haz, tatmin edilmediÄŸi zaman sıkıntı yaratan duygulardır. İhtiyaçlar zorunlu ve zorunlu olmayan ihtiyaçlar olmak üzere ikiye ayrılır. İhtiyaçlar, sonsuz olma özelliÄŸini taşırlar. Ayrıca, ihtiyaçlar ÅŸiddet bakımından farklılıklar gösterirler. İhtiyaçlar ve ihtiyaçları tatmine yarayan araçların, ikame edilebilirlik özellikleri vardır.


İnsanlara fayda veya tatmin saÄŸlayan ÅŸeylere mal denilir. Mallar ekonomik ve serbest mallar olmak üzere ikiye ayrılırlar.


Kıtlık - Tercih ve Fayda

Kıtlık olgusunun neden oldu¤u tercih yapma zorunluluÄŸunu ve bunun ekonomik birimlere yüklediÄŸi maliyeti açıklayabilmek


Bir ekonomide kaynaklar toprak, emek ve sermayeden oluÅŸur. Bu kaynaklar üretim faktörleri (ya da girdiler) olarak adlandırılır.


İktisadi anlamda, alınan her karar ve yapılan her tercih bir maliyet taşır. Bir tercih yaparken vazgeçmek zorunda kaldığımız en deÄŸerli alternatif bu tercihin fırsat maliyetini oluÅŸturur.


Parasal maliyet fırsat maliyetinin bir parçası olabilir. Kıtlık, tercih ve fırsat maliyeti kavramlarını bir araya getirerek ekonomide etkin üretim düzeyinin nasıl saÄŸlanabileceÄŸini açıklayabilmek


Mevcut üretim faktörleri ve teknoloji veri iken, belirli bir dönemde ekonominin maksimum düzeyde üretebileceÄŸi çeÅŸitli ürün bileÅŸimlerini gösteren sınır eÄŸrisi üretim imkanları eÄŸrisidir. Bu eÄŸri kıtlığın sonuçlarını, ekonomideki tercihleri ve her tercihin fırsat maliyetini göstermektedir.


Bir malın daha fazla üretilmesi için diÄŸer malın üretiminden vazgeçilmesi gereken miktar her aÅŸamada artar. Bu durum artan fırsat maliyeti olgusunu ifade eder.


Zaman içerisinde ekonomideki üretim faktörlerinin miktarı ve niteliÄŸi deÄŸiÅŸebilir, üretimde daha üst düzey teknolojiler kullanılabilir. Bu deÄŸiÅŸiklikler üretim imkanları eÄŸrisinin yer deÄŸiÅŸtirmesine neden olur. Üretim imkanları eÄŸrisi saÄŸa doÄŸru kaydıkça toplum için daha önce imkansız olan mal bileÅŸimlerinin üretimi imkan dahiline girer. Ne, nasıl, kimin için üretilecektir ÅŸeklinde özetlenen iktisadi soruların cevaplanabilmesi için geliÅŸtirilen karar mekanizmaları;


“Ne, nasıl, kimin için üretilecektir?” sorunlarının çözümü için benimsenen karar mekanizması ekonomik sistemlerin temelini oluÅŸturur. Bu sorunların çözümü tamamıyla piyasaya bırakılmışsa piyasa ekonomisi, tamamıyla devlet tarafından saÄŸlanıyorsa kumanda ekonomisi, devlet ve piyasa tarafından birlikte saÄŸlanıyorsa karma ekonomix sisteminden söz edilir.


Tüketicilerin rasyonel davranarak en yüksek fayda düzeyini saÄŸlayan tercihleri nasıl yapacaklarını açıklayabilmek


Ekonomik birimlerin tüketim eyleminden amaçları elde ettikleri toplam faydayı maksimize etmektir. Bir malın ilave miktarları tüketildikçe toplam faydada meydana gelen deÄŸiÅŸme marjinal fayda olarak tanımlanır. Marjinal fayda her ilave tüketimle birlikte azalır ve belirli bir tüketim düzeyinde sıfıra iner. Marjinal faydanın sıfır olduÄŸu tüketim düzeyinde toplam fayda maksimumdur.


Bir mal için harcanan bir birim paranın marjinal faydası, bir baÅŸka mala harcanan bir birim paranın marjinal faydasına eÅŸit olduÄŸunda tüketici maksimum faydayı elde eder. Bu nedenle tüketilen tüm malların marjinal faydalarının fiyatlarına oranının birbirine eÅŸit olması durumunda tüketici dengeye gelir.

 

Arz Ve Talep

Talep ve talep eÄŸrisi kavramları ile talebi belirleyen faktörleri ;


DiÄŸer koÅŸullar sabitken, bir maldan satın alınmak istenen miktar, bu malın fiyatı ile ters yönde deÄŸiÅŸir.


Bir malın fiyatı ile talep miktarı arasındaki ters yönlü iliÅŸki gelir ve ikame etkileri aracılığı ile açıklanabilir.


Talep eÄŸrisi talep tablosunun grafik gösterimidir ve çeÅŸitli fiyat düzeylerinde satın alınmak istenen mal miktarını gösterir. Bu nedenle talep eÄŸrisi üzerindeki bir nokta belirli bir fiyattan talebe karşılık gelir. DiÄŸer koÅŸullar sabitken, malın fiyatında meydana gelecek bir deÄŸiÅŸme aynı talep eÄŸrisi üzerinde aÅŸağıya veya yukarıya hareket edilmesini gerektirir.


Fiyatın dışında talebi etkileyen ve sabit kabul edilen faktörlerde ortaya çıkacak bir deÄŸiÅŸme talep eÄŸrisinin bir bütün olarak saÄŸa veya sola kaymasına neden olur.


İktisatta talep edilen miktardaki deÄŸiÅŸme ile talepteki deÄŸiÅŸme kavramlarını ayırt etmek gerekir. Talep miktarındaki deÄŸiÅŸme malın fiyatındaki deÄŸiÅŸme nedeniyle ortaya çıkar ve talep eÄŸrisi üzerinde hareketlenmeye neden olur. Talepteki deÄŸiÅŸme ise talebi etkileyen ve analizde sabit kaldığı kabul edilen faktörlerdeki deÄŸiÅŸme sonucu ortaya çıkar ve talep eÄŸrisinin bir bütün olarak yer deÄŸiÅŸtirmesine yol açar.


Arz ve arz eÄŸrisi kavramları ile arzı belirleyen faktörleri açıklayabilmek.


DiÄŸer koÅŸullar sabitken, bir maldan satılmak istenen miktar bu malın fiyatı ile aynı yönde deÄŸiÅŸir.


Bir malın fiyatı ile arz miktarı arasındaki doÄŸru yönlü iliÅŸki üretim imkanları eÄŸrisi ve kar maksimizasyonu amacı kullanılarak açıklanabilir.


Arz eÄŸrisi arz tablosunun grafik gösterimidir ve çeÅŸitli fiyat düzeylerinde satılmak istenen mal miktarını gösterir. Bu nedenle arz eÄŸrisi üzerindeki bir nokta belirli bir fiyattan arza karşılık gelir. DiÄŸer koÅŸullar sabitken, malın fiyatında meydana gelecek bir deÄŸiÅŸme aynı arz eÄŸrisi üzerinde aÅŸağıya veya yukarıya hareket edilmesini gerektirir.


Fiyatın dışında arzı etkileyen ve sabit kaldıkları kabul edilen faktörlerde ortaya çıkacak bir deÄŸiÅŸme arz eÄŸrisinin bir bütün olarak saÄŸa veya sola kaymasına neden olur.


İktisatta arz edilen miktardaki deÄŸiÅŸme ile arzdaki deÄŸiÅŸme kavramlarını ayırt etmek gerekir. Arz miktarındaki deÄŸiÅŸme malın fiyatındaki deÄŸiÅŸme nedeniyle ortaya çıkar ve arz eÄŸrisi üzerinde hareketlenmeye neden olur. Arzdaki deÄŸiÅŸme ise arzı etkileyen ve analizde sabit kaldıkları kabul edilen faktörlerdeki deÄŸiÅŸme sonucu ortaya çıkar ve arz eÄŸrisinin bir bütün olarak yer deÄŸiÅŸtirmesine yola açar.


Piyasa dengesi kavramını ve oluÅŸumunu açıklayabilmek.


Üretici ve tüketici kararlarının nasıl koordine edileceÄŸi sorunu piyasada çözümlenir. Arz ve talebin karşılıklı etkileÅŸimi sonucu piyasa dengesi (denge fiyatı ve miktarı) arz ve talebin eÅŸitlendiÄŸi fiyat düzeyinde belirlenir.


Fiyat denge fiyatının üzerinde kaldığı sürece piyasada bir artık, denge fiyatının altında kaldığı sürece de bir kıtlık sorunu mevcut olacaktır. Piyasa dengesindeki deÄŸiÅŸiklikleri;


Piyasa denge noktasının değişmesi arz ve talep eğrilerinin birisi veya ikisi birden yer değiştirdiğinde değişecektir.


Ulaşılan yeni denge noktasına göre denge fiyatı ve denge miktarının ne kadar etkileneceÄŸi eÄŸrilerin yer deÄŸiÅŸtirme miktarına baÄŸlı olarak belirlenecektir.


Esneklik

Talebin fiyat esnekliÄŸi kavramını, bu kavramın pratikte kullanımını ve iktisadi yorumunu kavrayabilmek, talebin fiyat esnekliÄŸini belirleyen faktörleri;


Talebin fiyat esnekliÄŸi, bir malın talep edilen miktarının bu malın fiyatına karşı duyarlılığının ölçüsüdür. Talebin fiyat esnekliÄŸi, bir malın talep edilen miktarındaki yüzde deÄŸiÅŸmenin o malın fiyatındaki yüzde deÄŸiÅŸmeye oranlanması ile hesaplanır .


Ekonomistler, talep eÄŸrilerini talebin fiyat esnekliÄŸi katsayılarına göre sınıflandırırlar. Bu sınıflandırmada katsayıların mutlak deÄŸerleri kullanılmaktadır. Buna göre Ed<1 için inelastik talep yada esnek olmayan talep, Ed= 1 için birim esnek talep, Ed>1 için esnek talep terimleri kullanılır.


Tüm negatif eÄŸimli doÄŸrusal talep fonksiyonlarında, talep eÄŸrisinin orta noktası birim esnekliÄŸi gösterirken, orta noktasının üzeri esnek, bu noktanın altı ise inelastik talebi göstermektedir.


Fiyat esnekliÄŸi kavramının önemli kullanımlarından birisi, bir ürünün fiyatı deÄŸiÅŸtiÄŸi zaman, satıcıların elde edeceÄŸi toplam hasılat yada tüketicilerin bu ürün için yapacağı toplam harcamanın ne olacağının tahmin edilmesine olanak tanımasıdır.


Talebin fiyat esnekliÄŸini etkileyen faktörler arasında ürün için ikame edilebilirliÄŸin derecesi, ürünün tüketici bütçelerindeki önemi, fiyat deÄŸiÅŸmelerinin geçici ve sürekli olması, malın tatmin ettiÄŸi ihtiyacın niteliÄŸi (zorunlu ve lüks mal) gibi faktörler yer alırken, esneklik zaman içerisinde de deÄŸiÅŸim gösterebilmektedir.


Fiyat dışındaki diÄŸer faktörlerde meydana gelecek deÄŸiÅŸmeler karşısında talebin göstereceÄŸi tepkiyi deÄŸerlendirebilmek,  bu tepkinin pratik kullanımını ve iktisadi yorumunu açıklayabilmek


Gelir esnekliÄŸi, parasal gelirde yüzde bir oranındaki bir deÄŸiÅŸiklik sonucu talep miktarında meydana gelen yüzde deÄŸiÅŸmedir. Gelir arttığı zaman talep artıyorsa, gelir esnekliÄŸi pozitif bir sayı olarak elde edilecektir. Bu tür mallar normal mal olarak nitelendirilir ve malların çoÄŸunluÄŸu bu tanımlamaya uymaktadır. Ancak bazı mallar vardır ki, gelir arttığı zaman bunların talebinde azalma olur. Bu durumda gelir esnekliÄŸi negatiftir. Negatif gelir esnekliÄŸi olan mallar düÅŸük mal olarak tanımlanır.


Çapraz talep esnekliÄŸi, bir malın fiyatındaki yüzde deÄŸiÅŸmenin bir baÅŸka malın talep miktarında neden olduÄŸu yüzde deÄŸiÅŸmeye iliÅŸkin bir ölçüttür ve AÅŸağıdakilerden   hangisi malı miktarındaki yüzde deÄŸiÅŸmenin B malı fiyatındaki yüzde deÄŸiÅŸmeye oranı ÅŸeklinde hesaplanır. Çapraz talep esnekliÄŸi ikame mallar için pozitif, tamamlayıcı mallar için negatif deÄŸer alır. Arzın fiyat esnekliÄŸi kavramını ve kullanımını açıklayabilmek


Arz esnekliÄŸi üreticilerin fiyat deÄŸiÅŸimlerine karşı duyarlılıklarını ölçmektedir. Arz esnekliÄŸi, bir malın arz edilen miktarındaki yüzde deÄŸiÅŸimin fiyatındaki yüzde deÄŸiÅŸmeye oranıdır.


Arz esnekliÄŸi de eÄŸimden farklıdır ve birim içermeyen bir ölçüdür, yani fiyat ve miktarın nasıl ölçüldüÄŸüne baÄŸlı deÄŸildir. Arz esnekliÄŸi sınıflandırılırken Es<1 için inelastik arz, Es=1 için birim esnek arz, Es>1 için ise esnek arz deyimleri kullanılır.


Arzın fiyat esnekliÄŸini etkileyen en önemli faktör, firmaların giderlerini üretime ayarlayabilme derecesidir.


Arz - Talep Uygulamaları


Devletin piyasaya müdahale etmek amacıyla kullandığı fiyat kontrolü yöntemlerini ve bu türden müdahalelerin piyasada oluÅŸan fiyat ve iÅŸlem hacmi üzerindeki olası etkilerini açıklayabilmek


Devlet yasa ya da düzenlemelerle (yönetmelik, tebliÄŸ gibi) belirli bir mal ya da hizmetin fiyatını tespit eder veya sınırlama getirirse fiyat kontrollerinden söz edilir. Uygulamada belli baÅŸlı fiyat müdahalesi yöntemleri taban ve tavan fiyatı uygulaması, asgari ücret uygulaması, tarımsal destekleme uygulamaları ve kira kontrolleridir.


Mal ve hizmet arz edenleri korumak amacıyla, devletin bir mal veya hizmete ilişkin minimum fiyatı belirlemesi taban fiyat olarak bilinirken, mal ve hizmet talep edenleri korumak amacıyla bir mala ilişkin maksimum fiyatı belirlemesi tavan fiyat uygulaması olarak adlandırılır.


Bu baÄŸlamda asgari ücret uygulaması, tarımsal destekleme politikaları, kira kontrolleri gibi politikalar devletin çok sık kullandığı fiyat kontrol politikaları arasında yer alır. Devletin piyasaya müdahale etmek amacıyla kullandığı miktar kontrolü yöntemlerini ve bu türden müdahalelerin piyasada oluÅŸan fiyat ve iÅŸlem hacmi üzerindeki olası etkilerini açıklayabilmek


Devletin kota adı altında arz edilen mal miktarına sınırlama getirmesidir. En çok bilinen kota uygulamaları üretim kotaları ve ithalat kotalarıdır.


Üretim kotası, arz edilen mal veya hizmet miktarını sınırlayarak, rekabet koÅŸullarında oluÅŸmuÅŸ piyasa fiyatını üreticilerin lehine arttırmaya dönük devlet politikasıdır.


İthalat kotası, belli bir dönem boyunca ithal edilecek ürün miktarı üzerine bir tavan koyulmasıdır. Devletin piyasaya müdahale etmek amacıyla vergileme yetkisinden kaynaklanan gücünü nasıl kullanacağını ve ekonomik birimlerin vergiler karşısında göstereceÄŸi tepkinin piyasa dengesinin oluÅŸumuna etkilerini açıklayabilmek


Belli bir maddi ölçü üzerinden (ağırlık, uzunluk, adet, hacim gibi) alınan vergiler spesifik vergiler olarak tanımlanırken, belirli bir parasal deÄŸerin yüzdesi ÅŸeklinde hesaplanan vergiler ise ad valorem vergiler olarak isimlendirilir.


Uygulanacak bir satış vergisinin denge üzerindeki etkisi fiyatın artması ve miktarın azalması ÅŸeklindedir. Verginin ne kadarının kimin üzerinde kalacağı-nı belirleyen faktör ise arz ve talep esneklikleridir. ÖrneÄŸin, arz ve talep esnekliklerinin aynı olduÄŸunu varsayacak olursak, verginin yarısını tüketici yarısını üretici ödeyecektir.


Vergiyi ödeyen mükellefin bunun bir kısmını veya tamamını fiyat mekanizması aracılığı ile diÄŸer kiÅŸilere aktarması vergi yansıması olarak adlandırılır.


Tüketici ve üretici rantı kavramlarını ve piyasa dengesinde meydana gelen deÄŸiÅŸmelerin refah üzerindeki etkilerini açıklayabilmek


Bir malın alıcılar açısından toplam deÄŸeri ile bu malları üreten üreticilerin toplam maliyetleri arasındaki fark toplam rant olarak bilinirken, tüketicinin bir mal için ödemeye hazır olduÄŸu fiyat ile gerçekte ödediÄŸi fiyat arasındaki fark tüketici rantı, üreticinin ürettiÄŸi malı satmaya razı olduÄŸu fiyat ile gerçekte satış yaptığı fiyat arasındaki fark üretici rantı olarak adlandırılır.


Üretim ve Maliyetler

Üretim, firma ve üretim faktörleri kavramlarını kullanarak üretim fonksiyonu:


Her firma piyasaya sunacağı mal ve hizmetleri üretebilmek için bir takım maliyetlere katlanmak zorundadır. Firma kârını maksimize etmeye çalıştığı için üretimini en düÅŸük maliyetle gerçekleÅŸtirme çabası içerisindedir. Firmanın üretip, piyasaya süreceÄŸi ürünün miktarı, firmanın katlandığı maliyetler ile ürünün piyasadaki satış fiyatına göre belirlenir.


Veri teknoloji çerçevesinde, bir ürünün miktarının arttırılması, girdilerin arttırılmasına baÄŸlıdır. Girdiler ile elde edilen ürünler arasındaki bu baÄŸlılık iliÅŸkisi üretim fonksiyonu ile özetlenmektedir.


Üretim sürecinde kullanılan girdiler sabit ve deÄŸiÅŸken olmak üzere iki grupta deÄŸerlendirilir. Sabit girdiler, ürün miktarındaki deÄŸiÅŸme karşısında belirli bir süre için miktarı deÄŸiÅŸmeyen girdilerdir. DeÄŸiÅŸken girdiler ise arzu edilen üretim düzeyine göre miktarı deÄŸiÅŸen girdilerdir.


Kısa ve uzun dönem ayırımını yaparak kısa dönemde firmanın üretim davranışını açıklayabilmek


Kısa dönem, üretim faktörlerinden sadece bir tanesinin deÄŸiÅŸtirilmesine olanak tanıyan süredir. DeÄŸiÅŸken girdi miktarının arttırılmasına baÄŸlı olarak elde edilen çıktıya ise toplam fiziki ürün denir.


Azalan verim yasası, diÄŸer üretim faktörleri miktarı sabitken, bir üretim faktörünün üretimde kullanılan miktarının arttırılması durumunda, her ilave birimin saÄŸladığı ürün miktarının azaldığını ifade eden iliÅŸkidir.


Marjinal fiziki ürün, emek miktarındaki bir birimlik deÄŸiÅŸmenin toplam ürün miktarında meydana getirdiÄŸi deÄŸiÅŸim olarak tanımlanır. Marjinal fiziki ürün, emek veriminin nasıl bir seyir izlediÄŸini gösterir.


EmeÄŸin ortalama fiziki ürünü emek birimi başına elde edilen ürün miktarıdır. Genelde emek verimliliÄŸi ile ortalama fiziki ürün anlatılmak istenmektedir.


Uzun dönemde firmanın üretim olanaklarını tartışarak firmanın karar verme süreci:


Uzun dönemde kullanılan tüm girdiler deÄŸiÅŸtirilebileceÄŸi için azalan verimler yasası iÅŸlerliÄŸini yitirir. Üretim ölçeÄŸi deÄŸiÅŸtiÄŸinde, bunun ürün miktarı üzerindeki etkisine bakmak suretiyle ölçeÄŸin verimi belirlenebilir. ÖlçeÄŸin verimiyle ilgili üç durumla karşılaşılır. Bunlar; ölçeÄŸin sabit, artan ve azalan verimleridir.


Bir üretim faktörü için optimal girdi kullanım düzeyi, girdinin marjinal fiziki ürün deÄŸerinin girdi fiyatına eÅŸit olduÄŸu seviyedir.


Veri bir girdi ve üretim düzeyi için, marjinal fiziki ürünü göreceli olarak yüksek olan bir girdiyi ve/veya diÄŸerlerine kıyasla fiyatı düÅŸük olan girdiyi daha fazla kullanmak, maliyeti minimize etmek için gereklidir.


Bu minimizasyonun gerçekleÅŸtirilmesi optimal üretim tekniÄŸinin seçimini ifade eder. Firma, maliyetlerini minimize eden faktör bileÅŸimini, her bir girdinin marjinal fiziki ürününü fiyatına oranlamak suretiyle belirleyecektir.


Firmanın üretim sürecinde karşılaÅŸtığı maliyetleri açıklayabilmek ve bunların seyrini grafik boyutunda açıklayabilmek


Ekonomistler, maliyet kavramını muhasebecilerden farklı tanımlamaktadırlar. Muhasebe hesaplarına yansıtılan maliyetler açık maliyetlerdir. Örtük maliyetler gerçekte ödeme yapılmayan, ancak bir alternatiften vazgeçilmesi nedeniyle oluÅŸan maliyetlerdir. İktisatçılar maliyet hesaplamalarına örtük maliyetleri de dahil ederler.


Ekonomistler açık ve örtük maliyetleri kullanarak kârı ölçerler. Oysa, kârın genel muhasebe standartlarıyla yapılan hesaplamasına örtük maliyetler katılmaz.


Firmanın kısa dönemdeki maliyetlerini tanımlayabilmek ve bunların seyrini grafik boyutunda açıklayabilmek


Firmanın üretim miktarı ile birlikte deÄŸiÅŸen deÄŸiÅŸken maliyetleri ile üretim miktarı ile iliÅŸkisi bulunmayan sabit maliyetlerinin toplamı toplam maliyetleri verir.


Firmanın maliyet eÄŸrileri fiziki ürün eÄŸrilerinin ters döndürülmüÅŸ halidir.


Marjinal maliyet, firmanın üretimini bir birim deÄŸiÅŸtirmesi nedeniyle toplam maliyette meydana gelen deÄŸiÅŸmedir. Firmanın ortalama maliyet eÄŸrileri ve marjinal maliyet eÄŸrisi optimal üretim miktarının belirlenmesinde öneme sahip eÄŸrilerdir.


Firmanın uzun dönemdeki maliyetlerini tanımlayabilmek ve bunların seyrini grafik boyutunda açıklayabilmek


Maliyetler açısından uzun dönemi kısa dönemden ayıran temel özellik, firmaların herhangi bir sabit maliyetinin olmaması, yani tüm maliyetlerinin deÄŸiÅŸken olmasıdır.


Faktör fiyatları ve teknoloji sabitken, uzun dönem ortalama maliyetler, tüm üretim faktörlerinin deÄŸiÅŸmesi sonucunda her bir üretim düzeyi için minimum ortalama maliyetlerden oluÅŸur.


Farklı girdi fiyatları veya farklı teknoloji, farklı kısa ve uzun dönem maliyetlerine neden olur. Daha düÅŸük girdi fiyatlarında, belirli bir üretim düzeyi için katlanılan üretim maliyeti düÅŸer ve maliyet eÄŸrisi bütün halinde aÅŸağıya kayar. Tersi durumda katlanılan üretim maliyeti artacağı için maliyet eÄŸrisi yukarı ya doÄŸru yer deÄŸiÅŸtirir.


Tam Rekabet Piyasası

Tam rekabet piyasasını tanıyabilmek, bu piyasanın özellikleri ve sonuçları:


Tam rekabet, hiçbir firmanın sattığı ürünün fiyatı üzerinde tek başına kontrol gücünün olmadığı özel bir piyasa yapısıdır. Tam rekabetçi firma fiyat belirleyici deÄŸil, fiyat kabullenicidir.


Tam rekabet piyasasının dört adet varsayımı ÅŸunlardır: Piyasada çok sayıda alıcı ve satıcı vardır, mallar homojendir, piyasaya giriÅŸ ve çıkışlar serbesttir, alıcı ve satıcılar tam bilgiye sahiptirler.


Tam rekabet koÅŸullarında faaliyet gösteren bir firma, piyasada oluÅŸan fiyatı esas alarak, bu geçerli piyasa fiyatından istediÄŸi kadar mal satabilir. Bu nedenle, tek bir firmanın ürününe olan talep eÄŸrisi, geçerli piyasa fiyatında tam esnektir (sonsuz esnektir) ve eÄŸri yatay eksene paralel bir doÄŸru biçimdedir.


Kısa dönemde firmanın kârını maksimize eden üretim düzeyinin nasıl belirlendiÄŸini farklı yöntemlerle açıklayabilmek


Tam rekabet piyasasında faaliyette bulunan bir firmanı n marjinal geliri ve ortalama geliri malın piyasadaki satış fiyatına eÅŸittir. Kârını maksimize etmek isteyen firma, toplam geliri ile toplam maliyeti arasındaki farkı en yükseÄŸe çıkarmayı amaçlar.


Firma, marjinal maliyetin marjinal gelire eÅŸit olduÄŸu üretim düzeyinde ve marjinal maliyetin arttığı üretim düzeyinde kârını maksimum düzeye çıkartır.


Firmanın kârını maksimize eden çıktıyı üretmesi, firmanın mutlaka ekonomik kâr elde edeceÄŸi anlamına gelmez. EÄŸer satış fiyatı ortalama toplam maliyete eÅŸitse firma ancak normal kârla çalışıyor demektir.


Piyasada gerçekleÅŸen fiyat, firmanın ortalama deÄŸiÅŸken maliyetini karşılama konusunda yetersiz kalıyorsa, firma üretimini durdurmalıdır. Bu nedenle, firmanın kısa dönem arz eÄŸrisi, marjinal maliyet eÄŸrisinin ortalama deÄŸiÅŸken maliyet eÄŸrisinin üzerinde kalan kısmıdır.


Uzun dönemde kâr maksimizasyonu saÄŸlayan üretim düzeyinin nasıl belirlendiÄŸini açıklayabilmek


Uzun dönem piyasa (endüstri) dengesinde ekonomik kâr söz konusu olmaz ve ürünün fiyatı minimum ortalama maliyet düzeyine kadar iner .


Firmalar minimum ortalama maliyette üretimde bulundukları için toplumun bütün kaynakları tam olarak kullanılır. Yani tam rekabet piyasasında, uzun dönemde atıl kapasite oluÅŸmaz.


Eksik Rekabet Piyasaları


Tekel piyasasının tanımını, iÅŸleyiÅŸini ve tekelci bir firmanın olası davranışlarını, bunların sonuçlarını açıklayabilme:


Tekel, bir endüstride tek bir firmanın faaliyette bulundu ¤u piyasa biçimidir. Tekel piyasası üç temel varsayıma dayanır. Bu varsayımlar, tek satıcının olması, tek bir satıcının yakın ikamesi olmayan bir malı satması ve baÅŸka firmaların piyasaya giriÅŸini engelleyen oldukça etkili engellerin olmasıdır.


Tekelci, marjinal maliyetin marjinal gelire eÅŸit oldu¤u noktada üretim yapıp ve bunu da mümkün olan en yüksek fiyattan satarak kârını maksimize eder. Tekelcinin sattı¤Ä± ürünün fiyatı marjinal gelirinden büyük oldu¤u için tekelcinin talep eÄŸrisi marjinal gelir eÄŸrisinin üzerinde yer alır ve denge üretim düzeyi için ürünün fiyatı marjinal maliyetinden büyüktür.


Tekelci firma kısa dönemde olduÄŸu gibi uzun dönemde de, piyasaya giriÅŸin engellenmesi nedeniyle ekonomik kâr elde eder. Piyasaya baÅŸka firmaların girmesi, yasal, ekonomik ve teknolojik bazı engellerle kısıtlanır.


Tekelci farklı müÅŸterilerine aynı ürünü farklı fiyatlarda satarak fiyatını farklılaÅŸtırabilir. Tekelci fiyat farklılaÅŸtırmasını, birinci, ikinci ve üçüncü derece fiyat farklılaÅŸtırması ÅŸeklinde gerçekleÅŸtirir. Tekelci fiyat farklılaÅŸtırması yaparak kârını artırır. Tam rekabet piyasasının aksine tekel piyasasında kaynaklar etkin olarak kullanılmaz. Tekelci rekabet piyasasının tanımını, iÅŸleyiÅŸini ve tekelci rekabet koÅŸullarında faaliyet gösteren bir firmanın olası davranışlarını, bunların sonuçlarını açıklayabilmek


Tekelci rekabet piyasasının varsayımları, birbirinden bağımsız olarak hareket eden çok sayıda alıcı ve satıcının olması, her firmanın farklılaÅŸtırılmış ürün satması ve piyasaya giriÅŸ ve çıkışın kolay olmasıdır.


Tekelci rekabetçi bir firma için de, fiyat marjinal gelirden büyüktür ve marjinal gelir eÄŸrisi, talep eÄŸrisinin altında yer alır. Tekelci rekabetçi firma da, marjinal gelirin marjinal maliyete eÅŸit olduÄŸu noktada üretimde bulunarak kârını maksimize eder. Ancak kısa dönemde elde edilen ekonomik kâr, tekelci rekabet piyasasında piyasaya giriÅŸin serbest olması nedeniyle, uzun dönemde yok olur. Tekelci rekabet piyasasında da kaynaklar etkin olarak dağıtılmaz.


Oligopol piyasasını tanımlamak ve oligopol teorilerinin ana hatları:


Oligopol, birbiri ile rekabet eden az sayıda büyük firmanın, her birinin üretimindeki deÄŸiÅŸmelerin, piyasa fiyatını etkileyecek durumda olduÄŸu piyasa yapısıdır. Oligopol piyasasında, faaliyette bulunan az sayıda büyük firmanın, karşılıklı olarak birbirleriyle bağımlılık içerisinde oldukları varsayılır.


Oligopolleri ürün farklılaÅŸtırılmasının olup olmamasına baÄŸlı olarak saf ve farklılaÅŸtırılmış oligopol ÅŸeklinde, firmalar arasındaki bağımlılığın derecesine göre tam veya kısmi oligopol ÅŸeklinde sınıflandırmak mümkündür.


Faktör Piyasaları ve Faktör Gelirleri


Faktör piyasalarının iÅŸleyiÅŸini faktör arzı ve faktör talebi kavramlarını kullanarak açıklamak;


Faktör piyasası üretim faktörlerinin alınıp satıldığı piyasadır. Faktör talebi bir türev taleptir ve üretiminde bu faktörlerin kullanıldığı malın talebiyle doÄŸrudan iliÅŸkilidir. Faktör talebini, talep edilen mal miktarı, faktörlerin verimliliÄŸi ve diÄŸer faktör fiyatları etkiler.


Bir firma marjinal ürün geliri, marjinal faktör maliyetine eÅŸit oluncaya kadar faktör istihdam eder. Marjinal ürün geliri, ek bir faktörün istihdam edilmesi sonucu ortaya çıkan gelir artışıdır. Marjinal faktör maliyeti ise ek bir birim faktör kullanmanın maliyetidir. Marjinal ürün geliri aynı zamanda firmanı n faktör talep eÄŸrisidir.


Faktör arzı ile ilgili kararlar faktör sahiplerince verilir. Bu nedenle geriye dönük faktör arz eÄŸrisi ortaya çıkabilir. Yani faktör arz eÄŸrisi, düÅŸük faktör fiyatlarında pozitif eÄŸime sahipken, yüksek faktör fiyatlarında negatif eÄŸime sahip olabilir. Faktör gelirlerinin nasıl belirlendiÄŸive neden farklılaÅŸtığı;


Faktör gelirleri ücret, faiz, rant ve kârdan oluÅŸur. Ücretler nominal ve reel ücretler olmak üzere ikiye ayrılır. Nominal ücretler, ücretlerin parasal deÄŸerini; reel ücretler ise ücretin satın alma gücünü gösterir. İktisatçılar faizi de nominal ve reel faiz olarak ikiye ayırırlar. Reel faiz beklenen enflasyon oranına göre düzeltilmiÅŸ faiz oranı iken, nominal faiz oranı piyasada geçerli olan oranı gösterir. İktisatçılar ekonomik rant kavramını geliÅŸtirmiÅŸlerdir. Bu kavram kira kavramından farklıdır. Kâr ise bir iÅŸletmenin toplam gelirlerinden ücret, faiz ve rant ödendikten sonra kalan artığı temsil eder, kâr giriÅŸimcinin üretimi organize etmesi ve belli bir risk üstlenmesinin karşılığını oluÅŸturur.


Kamusal Mallar ve Dışsallık

Kamusal mal kavramını ve özelliklerini tanımlayarak kamusal mallarda etkin üretim düzeyinin nasıl belirleneceÄŸini açıklayabilmek


Toplumun tüm üyelerinin herhangi bir bedel ödemeden tüketebileceÄŸi ve bir kiÅŸinin tüketiminin bir baÅŸkasının tüketimine engel teÅŸkil etmediÄŸi mallar kamusal mallardır. Bu mallar toplumda ödeme yapan ya da yapmayan tüm toplum üyelerine fayda saÄŸlar. Ödeme yapmayanlar bu faydayı elde etmekten mahrum bırakılmadığı için kamusal mallarda bedavacılık sorunu ile karşılaşılır.


Kamusal malların varlığı fiyat sistemi için sorun yaratır ve piyasa baÅŸarısızlığına neden olur. Bu yüzden, kamusal malların üretiminde devletin bizzat üretimi üstlenmesi alternatifi ya da piyasaya devlet müdahalesi gündeme gelir.


Kamusal malların çıktı düzeyi tüm bireysel taleplerin dikey toplamları ile elde edilen marjinal sosyal fayda eÄŸrisi ile marjinal maliyet eÄŸrisinin kesiÅŸtiÄŸi noktada belirlenir. Bedavacılık sorunu yüzünden kamusal malların üretiminde özel kesim etkin çıktı düzeyinde üretim yapamaz. Dolayısıyla, kamusal mallar devlet tarafından üretilir ve genelde vergilerle finanse edilir.


Dışsallık kavramını ve özelliklerini tanımlayarak dışsallık türlerini içselleÅŸtirme yöntemlerini açıklayabilmek


Bir ekonomik birimin üretim ya da tüketime iliÅŸkin kararı bir baÅŸka birimin veya birimlerin fayda ya da maliyetlerini piyasa dışında baÅŸka bir yolla etkiliyorsa, dışsallıkların var olduÄŸunu söyleyebiliriz. Rekabetçi piyasalarda çok fazla negatif dışsallık ve çok az da pozitif dışsallık üretilmektedir. Bu durum kaynakların aşırı ya da düÅŸük düzeyde tahsis edilmesine neden olduÄŸu için piyasa baÅŸarısızlığının da nedenlerinden biridir.


Devlet, piyasa baÅŸarısızlığını gidermek ve dışsallıkları içselleÅŸtirmek için vergi, sübvansiyon, yasal düzenlemeler ve üretimi üstlenme gibi araçları kullanır. Dışsallıkların içselleÅŸtirilmesi, marjinal özel fayda ve maliyetlerin marjinal sosyal fayda ve maliyetleri de kapsayacak ÅŸekilde belirlenmesi amacıyla üretici ve tüketici kararlarına dönük düzenlemelerdir. Bu tanıma göre, negatif dışsallıklarda marjinal dışsal maliyeti içselleÅŸtirmek için bu maliyeti marjinal özel maliyete eklerken, pozitif dışsallıklarda marjinal dışsal faydayı içselleÅŸtirmek için bu faydanı n marjinal özel faydaya eklenmesi gerekir. Bir dışsallığın içselleÅŸtirilmesi bir malın tüm sosyal maliyeti ve tüm sosyal faydasını yansıttığı için fiyatlarda da bir deÄŸiÅŸme meydana gelecektir.


Negatif dışsallıkların olduÄŸu durumda, dışsallığı meydana getiren firma veya kiÅŸi için, bu ekonomik faaliyet bir maliyet oluÅŸturmazken, maliyet topluma yüklenmektedir. Bu durumda, devlet üçüncü kiÅŸilere yüklenen bu maliyetle orantılı olarak, dışsallığı meydana getiren firma veya kiÅŸiden bir düzenleyici vergi alabilir. Düzenleyici vergilerin amacı, bir mal veya hizmetin dışsal maliyetini marjinal özel maliyete eklemektir. Bu amacı gerçekleÅŸtirmek için düzenleyici verginin her birim çıktının marjinal dışsal maliyetine eÅŸit olması gerekir.


Sübvansiyonlar, pozitif dışsallıklar meydana getiren üretim veya tüketim faaliyetinin marjinal dışsal faydasını içselleÅŸtirmek için kullanılır. Amaç, tüketici veya üretici tarafından yapılan ödemeleri azaltmaktır. Sübvansiyonlar düzenleyici vergi temeline dayanan negatif bir vergi olarak da düÅŸünülebilir


Mikro İktisattan Makro İktisada GeçiÅŸ

Makro iktisadın doÄŸuÅŸunu ve geliÅŸiminin ardında yatan temel faktörler;


Mikro iktisat tek bir mala iliÅŸkin piyasanın nasıl çalıştığını ve bireysel karar alma birimlerinin davranışlarını incelerken, makro iktisat bu piyasaların ve karar birimlerinin bütününü ele alır. ÖrneÄŸin, ekonomideki tüm birimlerin tüketim harcamalarının, ülkede üretilen tüm mal ve hizmetlerin ortalama fiyatlarının, ekonomideki toplam üretim düzeyinin nasıl belirlendiÄŸi ve neden deÄŸiÅŸtiÄŸi makro iktisadın ilgi alanına girer.


Makro iktisat 1930’larda yaÅŸanan Büyük Bunalım’ın açıklanabilmesi çabaları sonucu doÄŸmuÅŸtur.


Bu konuda baÅŸlangıç olarak Keynes’in 1936 tarihli Genel Teori isimli kitabını kabul etmek yaygın bir görüÅŸtür.


Makro iktisadın ilgi alanına giren temel konuları açıklayabilmek


Makro iktisadın temel konuları bir ekonomide toplam üretim hacminin belirlenmesi ve deÄŸiÅŸmesi, fiyatlar genel düzeyinin belirlenmesi ve deÄŸiÅŸmesi, iÅŸsizlik düzeyinin belirlenmesi ve deÄŸiÅŸmesi ÅŸeklinde sıralanabilir.


Ülkedeki üretim hacminde gözlenen dalgalanmalar konjonktür dalgalanmaları olarak adlandırılırken, devlet tarafından izlenen politikalar bu dalgalanmaları n mümkün olduÄŸunca yumuÅŸatılmasını hedeflemektedir.


Bu süreçte iÅŸsizlik oranını ve enflasyon oranını makul düzeylerde tutabilmek de hedefler arasında sayılmalıdır. Devletin izlediÄŸi politikalarla makro ekonomik performans arasındaki iliÅŸkiyi açıklayabilmek


Devletin makro ekonomiyi etkilemek amacı ile kullanabileceÄŸi araçlar; maliye politikası, para politikası ve arz yönlü politikalar baÅŸlıkları altında toplanabilir.


Bunlardan maliye politikası, devletin vergi toplama ve harcama yapma kararları; para politikası, merkez bankasının ülkedeki para miktarını kontrol etmeye dönük kararları; arz yönlü politikalar ise devletin temel olarak üretimi arttırmaya dönük kararları ile ilgilidir.


Bir ekonomide makro açıdan rol alan baÅŸrol oyuncuları ve bunların oynadıkları rolleri açıklayabilmek


Makro ekonomik karar birimlerinin karşılıklı olarak birbirleriyle olan iliÅŸkileri devresel akım diyagramı çerçevesinde incelenebilir.


Hane halkları, iÅŸletmeler, devlet ve diÄŸer ülkeler olarak sıralanan bu birimlerin gelir ve harcamaları karşılıklı olarak eÅŸleÅŸmektedir.


Her grubun harcaması diÄŸer grup veya grupların gelirini oluÅŸtururken, bu durum ekonomik iÅŸlemlerin çift taraşı niteliÄŸini yansıtmaktadır.


Milli Gelir Muhasebesi

Bir ekonomide üretilen mal ve hizmetlerin toplam deÄŸerinin belirlenmesi amacı ile geliÅŸtirilen GSMH kavramını tanımlamak ve temel özellikleri;


Bir ülkede geliri oluÅŸturan faaliyetlerin ölçülmesi milli gelir muhasebesi olarak bilinmektedir.


Milli gelir hesapları ekonomik faaliyetlerin genel bir özetini sunmanın yanı sıra ülkedeki üretim, gelirler ve harcamalar arasındaki karşılıklı iliÅŸkileri de göstermektedir.


Milli gelir muhasebesi kapsamında hesaplanan temel kavram, ekonomide belirli bir dönemde üretilen tamamlanmış mal ve hizmetlerin piyasa deÄŸerini ifade eden gayrisafi milli hasıladır.


Üretimin deÄŸerinin hesaplamak için kullanılacak çeÅŸitli yöntemler:


Gayrisafi milli hasılanın hesaplanmasında yaratı-lan, kazanılan ve harcanan gelir cephelerinden yararlanılabilir.


Gayrisafi milli hasıla belirli bir dönemde yaratılan tüm mal ve hizmetlerin parasal deÄŸerini ifade ettiÄŸi gibi, bu mal ve hizmetlerin üretimine katılan üretim faktörlerine ödenen ücret, faiz, kâr ve rant gelirleri toplamını da ifade eder.


Öte yandan elde edilen gelirlerin bir ÅŸekilde harcandığı düÅŸünülürse ekonomideki tüketim, yatırım ve kamu harcamaları ile net ihracat toplamının da yaratılan üretimin deÄŸerine eÅŸit olması gerekir.


Üretimin deÄŸeri ile ilgili alternatif kavramlar;


Gayrisafi milli hasıla üretim faaliyetleri sürecinde kullanılan makine, teçhizat ve binalardaki aşınma ve yıpranmayı göz önüne almaz.


Amortisman denilen söz konusu aşınma ve yıpranmalar toplamının gayrisafi milli hasıladan düÅŸülmesi ile elde edilen kavram safi milli hasıladır ve ülkenin net üretim gücünü göstermektedir.


Safi milli hasıladan mal ve hizmet alımları sırasında ödenen dolaylı vergilerin düÅŸülmesi suretiyle milli gelir adı verilen gelir kavramına ulaşılır.


Ülkedeki kiÅŸilerin ne kadarlık gayrisafi gelir elde ettiklerini gösteren kiÅŸisel gelir kavramı ise milli gelirden dağıtılmayan ÅŸirket karları ve sosyal güvenlik kurumlarına yapılan prim ödemelerinin düÅŸülmesi, kamu ve özel sektör tarafından yapılan transfer ödemelerinin eklenmesi ile hesaplanmaktadır.


KiÅŸilerin eline geçen net geliri gösteren ve kiÅŸisel gelirden dolaysız vergilerin düÅŸülmesi ile hesaplanan gelir kavramı ise kullanılabilir gelir olarak adlandırılmaktadır.


Fiyat deÄŸiÅŸmelerinin üretimin deÄŸeri üzerinde nasıl etkili olduÄŸunu ve bunun nasıl giderilebileceÄŸi;


Gayrisafi milli hasıla piyasa fiyatları ile ölçüldüÄŸü için, üretim miktarındaki deÄŸiÅŸmelerin yanında fiyat deÄŸiÅŸmelerini de yansıtır.


Nominal gayrisafi milli hasıla denilen cari fiyatlarla ölçülen bu deÄŸerden fiyat deÄŸiÅŸikliklerinin etkisini giderebilmek için oluÅŸturulan fiyat indeksleri kullanılır. Böylece gayrisafi milli hasıla baz olarak kabul edilen belirli bir yılın fiyatları ile ifade edilir ve zaman içerisinde fiyatlarda meydana gelen deÄŸiÅŸmelerin etkisi giderilmiÅŸ olur.


Belirli bir yılın fiyatları ile ifade edilmesi halinde elde edilen deÄŸer reel gayrisafi milli hasıla veya sabit fiyatlarla gayrisafi milli hasıla olarak bilinmektedir. Üretimin deÄŸerini ölçmek için günümüzde kullanılan yöntemlerin taşıdığı eksiklikler:


Ülkedeki üretimin deÄŸerini göstermesinin yanında, gayrisafi milli hasıla kavramının kullanımında bazı kısıtlar söz konusudur. ÖrneÄŸin gayrisafi milli hası- la deÄŸeri, bunun kaç kiÅŸilik bir nüfusla yaratıldığı konusunda bir bilgi vermemekte, dinlenmeye ayrılan zamanı hesaba katmamakta, üretilen malların kalitesindeki iyileÅŸmeleri göz önüne almamakta, üretim faaliyetleri sonucu çevreye verilen zararı göz ardı etmekte, üretimin bileÅŸimi ve dağılımı hakkında bir bilgi sunamamakta ve ülkedeki kayıt dışı ekonomik faaliyetleri kapsam dışında bırakmaktadır.


Milli Hasılanın Belirlenmesi:


Tüketim harcamalarını ve tasarrufları belirleyen faktörleri açıklayabilmek


Vergilerin olmadığı bir ortamda tüketim ve tasarruf harcamalarının toplamı gelire eÅŸit olacaktır. Belirli bir dönemde yapılacak tüketim harcamalarını belirleyen temel faktör gelirdir.


Gelirle tüketim harcamaları arasındaki bu iliÅŸki tüketim fonksiyonu olarak bilinirken, tasarruflarla gelir arasındaki iliÅŸki de tasarruf fonksiyonu olarak adlandırılmaktadır.


Gelir deÄŸiÅŸikliklerinin tüketim harcamaları üzerindeki etkisi marjinal tüketim eÄŸilimi, tasarruflar üzerindeki etkisi ise marjinal tasarruf eÄŸilimi ile belirlenebilir.


Tüketimi etkileyen temel faktörler arasında gelir, servet, bekleyiÅŸler ve demografik unsurlar sayılabilir.


Yatırım harcamalarını belirleyen faktörler:


Yatırım harcamaları işletmelerin sermaye mallarına ve stoklara yaptıkları harcamalardır. Ele alınan modelde yatırımlar gelirden bağımsız, yani otonom kabul edilmektedir.


Yatırım harcamaları temel olarak faiz oranı, beklenen kâr, teknolojik deÄŸiÅŸim, sermaye mallarının maliyeti ve kapasite kullanım oranı tarafından belirlenmektedir.


Kamu harcamalarının analize nasıl dahil edildiği;


Kamu kesiminin mal ve hizmet alımı için yaptığı harcamalar kamu harcaması olarak adlandırılır. Ele alınan harcama modelinde kamu harcamaları gelirden bağımsız, yani otonom bir bileÅŸen olarak ele alınmıştır.


Net ihracatı belirleyen faktörler:


Net ihracat ülkenin ihracatı ile ithalatı arasındaki farktır.


İthalatı ve ihracatı belirleyen faktörler arasında hem yerli ülkenin hem de yabancı ülkelerin gelir düzeyleri, zevk ve tercihleri, ticarete getirdikleri kısıtlamalar ve döviz kurları sayılabilir.


İthalat hacmi ülkedeki gelir düzeyi ile birlikte arttığı için, gelir arttıkça net ihracat miktarı azalmaktadır.


Toplam harcama fonksiyonunu açıklayabilmek


Toplam harcama fonksiyonu her bir harcama bile- şeninin toplamından oluşmaktadır.


Toplam harcama fonksiyonunun eÄŸimi tüketim fonksiyonunun eÄŸiminden daha düÅŸüktür, zira toplam harcamalara dahil edilen net ihracat fonksiyonu negatif eÄŸime sahiptir.


Makro Ekonomik Denge

Klasik iktisat yaklaşımının makro ekonomik dengeye bakış açısı;


Klasik iktisat yaklaşımı, “Her arz kendi talebini yaratır” deyimi ile ifade edilen Say Kanununun iÅŸlemesi ile özetlenebilir.


Bu iÅŸleyiÅŸ sonucunda toplam harcamaların tam istihdam üretim düzeyini saÄŸlamada yetersiz kalması söz konusu olmamaktadır.


Bu sonuç ekonomideki her türlü fiyatın (ücret, faiz, mal fiyatları gibi) artma ve azalma yönünde esnek olması varsayımına dayanmaktadır.


Keynes, Klasik iktisat yaklaşımının bu varsayımını eleÅŸtirerek, özellikle ücretlerin düÅŸme yönünde esnek olmadığını ileri sürmüÅŸ ve alternatif bir model geliÅŸtirmiÅŸtir. Denge kavramını ve ekonomik dengenin saÄŸlanmasında toplam harcamaların önemini açıklayabilmek


Stok deÄŸiÅŸmelerini de harcamalara dahil ettiÄŸimiz zaman, bir ekonomide gerçekleÅŸen fiili harcamalar her zaman gelire eÅŸit olmaktadır.


Oysa ekonomide gerçekleÅŸtirilmesi “planlanan” toplam harcamalar her zaman gelire eÅŸit olmayabilir. İşte planlanan toplam harcamaların gelire eÅŸit olduÄŸu GSMH düzeyi, denge GSMH düzeyi olarak adlandırılmaktadır.


Denge GSMH düzeyi bir diÄŸer bakış açısıyla gelir harcama akımından gerçekleÅŸen sızıntılar toplamının, bu akıma yapılan enjeksiyonlar toplamına eÅŸitlendi ÄŸi gelir düzeyi olarak da elde edilebilir. Söz konusu sızıntılar tasarruflar, vergiler ve ithalat harcamalarından, enjeksiyonlar ise yatırım harcamaları, kamu harcamaları ve ihracat gelirinden oluÅŸmaktadır.


Otonom harcamalarda meydana gelecek bir deÄŸiÅŸme gelir düzeyine katlanarak yansımakta ve bu süreç çarpan olarak adlandırılmaktadır. Bir ekonomide belirlenen denge gelir düzeyindeki artış ve azalışların nedenini açıklayabilmek


Otonom harcamalarda meydana gelecek bir deÄŸiÅŸiklik, çarpan katsayısı kadar katlanarak gelire yansımaktadır.


Çarpan katsayısı ise marjinal tasarruf ve marjinal ithal eÄŸilimleri toplamının tersi olarak hesaplanmaktadır.


Maliye Politikası ve Toplam Harcamalar

Devletin en önemli gelir kaynağı olan vergilerin makro ekonomik modele dahil edilmesi durumunda meydana gelecek deÄŸiÅŸiklikleri açıklayabilmek


Makro ekonomik etkileri açısından devletin direkt olarak kontrol edebildiÄŸi ve direkt olarak kontrol edemediÄŸi bazı deÄŸiÅŸkenler söz konusudur. ÖrneÄŸin, devlet gelirden alınacak vergi oranını direkt olarak belirlemekte, ancak elde edilecek gelir vergisi hasılatını direkt olarak kontrol edememektedir.


Kullanılabilir gelir kavramının tanımı gereÄŸi, vergiler gelirden çıkarıldığı için vergilerin modele dahil edilmesinde önünde eksi iÅŸareti yer almakta ve denge gelir düzeyini azaltıcı etki yaratmaktadır. Devletin harcama yapma ve vergileme kararlarının denge gelir düzeyi üzerindeki etkisini açıklayabilmek


Kamu harcamalarındaki deÄŸiÅŸmeler, harcama çarpanı aracılığı ile gelire katlanarak yansımaktadır. Bu nedenle kamu harcamalarındaki artış geliri arttırırken, harcamalardaki azalma geliri azaltıcı önde etki yaratmaktadır.


Vergilerde meydana gelecek deÄŸiÅŸmeler, vergi çarpanı aracılığı ile geliri ters yönde etkiler. Ancak vergilerin harcamalar üzerinde yaratacağı etki, kullanılabilir gelir üzerindeki etkisi ile dolaylı olarak ortaya çıkmaktadır.


Harcama çarpanı, mutlak deÄŸer olarak, vergi çarpanından büyüktür. Bunun nedeni toplam harcamalar üzerinde kamu harcamalarının doÄŸrudan, vergilerin dolaylı biçimde etkili olmasıdır.


Devlet kamu harcamalarını arttırır ve bunun tamamını vergileri yükselterek finanse ederse, denge gelir düzeyi kamu harcamalarına eÅŸit miktarda artmaktadır. Böyle bir durumda ortaya çıkan net çarpan etkisi 1’e eÅŸit olmakta ve denk bütçe çarpanı olarak adlandırılmaktadır.Ekonomik durgunluk ve enflasyon ortamlarında istikrarı saÄŸlayabilmek için maliye politikasının nasıl kullanılması gerektiÄŸini açıklayabilmek


Ekonomide bir harcama yetersizliÄŸi olması halinde, geniÅŸlemeci maliye politikası aracılığı ile toplam harcamaları arttırmak ve aşırı iÅŸsizliÄŸi ortadan kaldırmak mümkündür.


Ekonomide bir harcama fazlası olması halinde ise daraltıcı maliye politikası aracılığı ile toplam harcamaları kısmak ve enflasyonist baskıları ortadan kaldırmak mümkündür. İzlenen maliye politikalarının ekonominin içinde bulunduÄŸu koÅŸullardan nasıl etkilenebileceÄŸi:


Devlet bütçesi, devlete ait harcamaların yapılmasına, gelirlerin toplanmasına yetki veren ve bunlar arasında dengenin nasıl saÄŸlandığını gösteren belgedir.


Kamu harcamalarının kamu gelirlerinden fazla olması durumunda ortaya çıkan bütçe açığı ancak devletin piyasalara borçlanması ile kapatılabilir.


Bütçenin gelir ve harcama kalemleri arasında yer alan ve otomatik istikrar saÄŸlayıcılar olarak adlandırılır.


Para ve Bankacılık

Parayı fiziki özelliklerini esas alarak tanımlamak hem mümkün de¤ildir, hem de iktisadi anlamda doÄŸru de¤ildir.


İktisatta paranın kesin ve deÄŸiÅŸmez bir tanımını yapmak yerine, paranın üstlendiÄŸi fonksiyonları sıralayarak bu fonksiyonları yerine getiren her ÅŸey para olarak kabul edilir. Bir ekonomide paranın üstlendiÄŸi fonksiyonların neler olduÄŸunu açıklayabilmek


DeÄŸiÅŸim aracı olarak para, takasın dezavantajlarını ortadan kaldırarak, mal ve hizmetlerin el deÄŸiÅŸtirmesi sürecini hızlandırmakta, ekonomide etkinliÄŸin saÄŸlanmasına yardımcı olmaktadır.


Hesap birimi olarak para, mal ve hizmetlerin deÄŸerini ifade etmede kullanılan ortak ölçü birimidir.


DeÄŸer muhafaza aracı olarak para, satın alma gücünün elde tutulmasına olanak tanımaktadır. Paranı n bu fonksiyonu, ülkedeki fiyat istikrarı ile yakından ilgilidir. Enflasyonist ortamlarda hızla de-ÄŸer kaybeden paranın bu fonksiyonu da aşınmaya uÄŸramaktadır.


Zaman içerisinde mal paradan itibari paraya geçiÅŸin altında yatan faktörleri ve paranın çeÅŸitlerini açıklayabilmek


Paranın evrimi mal para itibari para olarak iki temel kategoride incelenebilir.


Modern bir ekonomide para, bozukluk, nakit ve vadesiz mevduat olmak üzere üç türden oluÅŸmaktadır. • Nakit ve vadesiz mevduat kadar likit olmasa da, likitidesi bunlara yaklaÅŸan varlıklar para benzeri olarak adlandırılmaktadır.


Paranın tanımlanmasındaki sorunlara baÄŸlı olarak, her ülkenin merkez bankası çeÅŸitli para stoku tanımları yaparlar. ÖrneÄŸin TC Merkez Bankası M1, M2, M2Y ve diÄŸer bazı alternatif para stoku tanımlarına iliÅŸkin verileri yayınlamaktadır. Bankaların temel fonksiyonlarını, çalışma mantıklarını ve nasıl kaydi para yarattıklarını açıklayabilmek


Bankalar, genellikle, halktan topladıkları mevduatı ÅŸirketlere ve kiÅŸilere kredi olarak veren, menkul kıymetlere yatırım yapan kuruluÅŸlardır. Bu nedenle bankalar fon transferi sürecinde para yaratan kurumlardır. Bankaların yarattığı söz konusu vadesiz mevduatlara kaydi para adı verilmektedir.


Bankacılığın geliÅŸimi mutlak rezerv bankacılığından kısmi rezerv bankacılığına geçiÅŸ olarak özetlenebilir. Kısmi rezerv bankacılığı, yükümlülüklerden daha düÅŸük bir miktarın rezerv olarak tutulduÄŸu bankacılık uygulamasıdır.


Kısmi rezerv bankacılığının bir sonucu olarak ortaya çıkan kaydi paranın miktarı, zorunlu rezervler dışında bir sızıntının söz konusu olmadığı basitleÅŸ- tirilmiÅŸ bir modelde, zorunlu rezerv oranının tersiyle rezervlerdeki deÄŸiÅŸim miktarının çarpılması ile belirlenmektedir.


Para Teorisi ve Politikası


Ekonomik birimler iÅŸlem, ihtiyat ve spekülasyon amaçları ile ellerinde bir miktar para tutmak isterler. Ekonomik birimlerin bu amaçlarla ellerinde tutmak istedikleri para miktarını belirleyen faktörler nominal gelir ve faiz oranıdır. Nominal gelir ve para talebi arasında doÄŸru yönlü bir iliÅŸki söz konusu iken, faiz oranı para talebini ters yönde etkilemektedir.


Gelir ve fiyatların sabit olduÄŸu varsayımı altında, çizilecek para talebi fonksiyonu negatif eÄŸimli bir eÄŸri olur. Para talebinin para arzına eÅŸitlendiÄŸi noktada para piyasası dengeye gelir ve denge faiz oranı belirlenir.


Para miktarında meydana gelecek deÄŸiÅŸiklikler, faiz oranı üzerindeki etkisi aracılığı ile yatırımları, yatırımlarda meydana gelecek deÄŸiÅŸiklik ise nominal geliri etkiler.


Klasik ve Monetearist iktisatçılarına göre para miktarı ile ekonomik faaliyetler arasındaki iliÅŸkileri açıklayabilmek


Para miktarının ekonomiyi direkt olarak etkilediÄŸini savunan iktisatçılar, bu görüÅŸlerini deÄŸiÅŸim denklemine dayandırmaktadırlar. DeÄŸiÅŸim denklemi bir ekonomideki para miktarı ile dolaşım hızının çarpımının nominal gelire eÅŸit olacağını gösteren bir özdeÅŸliktir.


Klasik iktisatçılar, paranın dolaşım hızının ve üretim hacminin sabit olduÄŸu varsayımı altında, para miktarı deÄŸiÅŸikliklerinin aynı yönde ve aynı oranda fiyatlara yansıyacağını, dolayısıyla paranın üretim miktarı üzerinde bir etkisinin olmayacağını savunmuÅŸlardır.


Monetaristler olarak adlandırılan bir grup iktisatçı ise, ekonominin tam istihdamdan uzak olduÄŸu bir ortamda, paranın kısa dönemde fiyatlar ve üretim üzerinde etkili olabileceÄŸini, ancak uzun dönemde, ara miktarı deÄŸiÅŸikliklerinin sadece Fiyatları etkileyeceÄŸini öne sürmektedir.


Para miktarını kontrol etmekten sorumlu merkez bankasının bir ekonomide üstlendiÄŸi temel fonksiyonların neler olduÄŸunu ve bunların ne anlama geldiÄŸini açıklayabilmek


Ekonomideki önemine karşın, merkez bankacılığı 0’nci yüzyılın baÅŸlangıcında ortaya çıkmış nispeten eni bir geliÅŸmedir.


Merkez bankasının üstlendiÄŸi fonksiyonlar ülkeden ülkeye farklılık göstermesine karşın, modern bir merkez bankasının üstlendiÄŸi üç temel fonksiyon öz konusudur: Para piyasalarında istikrarın saÄŸlanması, bankaların bankası ve likitidenin on kaynağı olma, devletin bankacılığını yapma.


Merkez bankasının ülkedeki para miktarını kontrol edebilmek için kullanabileceÄŸi araçların neler olduÄŸunu ve bunları asıl kullanabileceÄŸini açıklayabilmek


Merkez bankalarının ülkedeki para miktarını kontrol edebilmek amacıyla kullanabilecekleri üç adet genel araç söz konusudur: Zorunlu rezerv oranları, reeskont oranı ve açık piyasa iÅŸlemleri.


Bu araçlar içerisinde en esnek olanı ve günümüz merkez bankalarının en etkin ÅŸekilde kullandıkları araç, açık piyasa iÅŸlemleridir.

 

    Yorumlar...
    (Toplam 3 yorum var.)


    Sayfa: 1

    Bu yorumu gerçekten şikayet etmek istiyor musunuz ???


    Bir sebep belirtmek isterseniz alttaki kutucuÄŸa yazabilirsiniz...




    Pencereyi Kapat...
  1. 27.02.2009 23:57
    melih özgülümser


    Misafir




    kesinlikle harika bi site kim yaptıysa ellerine sağlık. çok yardımcı oldu.
  2. 02.09.2009 14:40
    hakan erdem


    Misafir




    konunun özeti çok iyi çıkartılmış tebrikler
  3. 28.05.2010 15:15
    emel


    Misafir




    ozetler mukemmel , ellerine saglik hazirlayan ve yayinlayanlar icin.

Sayfa:1


Yorum Yazın


Yorumları Gizle | İçeriği Gizle