İslamda şans diye bir şey yoktur

30.09.2008 16:58 — İslami İnanç,

Halk arasında "Åžansım yâver gitti", "Åžans bana güldü", "Åžansım yardım
etti", "Åžanslı olarak dünyaya gelmiÅŸim" gibi tâbirler müsbet mânâda,
işi yolunda olan, aksiliklerle karşılaşmayan kimseler tarafından;
"Bizde şans mı var", "Şanssızın biriyim", "Şansım olsaydı bu hale
düÅŸmezdim" gibi sözler de menfi mânâda sık sık tersliklerle
karşılaÅŸan, hayatını tesadüflere baÄŸlayan kimselerce kullanılır.
Toplum içinde de "ÅŸans" kelimesi daha çok kumar, piyango, toto gibi
çevre ve kuruluÅŸlarca tekrar edilir. "Åžansınızı deneyin", "iyi
ÅŸanslar" bunun için tekrarlanır.
"Åžans" müsbete kullanıldığı halde, daha çok "menfî" için kullanılır.
"Åžans"a güvenen, ümit baÄŸlayan kiÅŸinin nasıl bir düÅŸünce ve psikoloji
içinde bulunduÄŸu ÅŸans mefhumunun mahiyetini anlatmaya kâfidir.
"Åžans"la iÅŸ görmeye baÅŸlayan insan kendisini boÅŸlukta hisseder,
tesadüflere inanır, sabah-akÅŸam kalbini, ruhunu, hattâ hayatını bir
stres, bir heyecan, bir telâÅŸ içinde bırakır. İstediÄŸi olmaz, arzu
ettiÄŸi netice çıkmazsa huzursuz olur,sıkıntıya kapılır, morali
bozulur, günlerce o hâlin ezikliÄŸinden kendisini kurtaramaz.
Bu durumdaki bir insan kendisini neden bu derece "şans"a kaptırmıştır?
Sebebi gayet açıktır. Anne sütünden mahrum olan çocuk nasıl yalancı
naylon memeye sarılırsa; bu kiÅŸi de "kader, tevekkül, kısmete rıza"
gibi gerçek dayanak noktalarını bilemediÄŸi, göremediÄŸi için "ÅŸans"
gibi mevhum, belirsiz, boş bir yere dayanmıştır.
Halbuki İslâmiyet insanları hiç boÅŸlukta bırakmamıştır. Onların boÅŸ
ÅŸeylere, mahiyeti meçhul dÅŸüncelere kapılmasına müsaade etmemiÅŸ,
meydan vermemiÅŸtir. İslâmda "ÅŸans, talih" gibi sözlerin yeri yoktur.
Dinimizde "kader vardır, tevekkül vardır, Allah'ın gelene rıza
vardır." Bunun da kaynağı îmandır. Mü'min, Allah'a îman eder, kadere
boyun eÄŸer, hâdiseler karşısında bocalamaktan kurtulur, ne ile
karşılaşırsa karşılaÅŸsın îmanın kuvveti ve nuru ile onları aÅŸar.
"^İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i
dâreyni iktiza eder" sözünden de anlaşılacağı gibi îman eden insan tek
güç ve kudret sahibi olarak allah'ı "bir" bilir. Ona teslim olur. Ona
tevekkül eder, sırtını o kudrete dayar; neticede de iki dünya
mutluluÄŸuna kavuÅŸur.
İmanlı insan güçlüdür, "kâinata meydan okuyabilecek" bir cesârete
sahiptir. Kendisini yoktan var eden, dünya gibi yaÅŸayacağı bir âlem
hazırlayanp hayat, sıhhat, huzur gibi madde ile ölçülemeyecek nimetler
ihsan eden, sâdece dünyayı deÄŸil, güneÅŸi, milyarlarca yıldızı, kâinatı
elinde tutan bir Rabbinin olduğuna inanır. Yaratıcısının kendisini boş
yere yaratmadığını bildiÄŸi gibi, boÅŸlukta bırakıp bir "tesadüf"
oyuncağı halinde bırakmadığını da bilir. Dünyaya ilk göz açtığından,
hayata gözlerini kapayıncaya kadar geçen ömür, dakika ve saniyelerinin
Allah tarafından bilindiği, programlandığı ve tespit edildiği inancını
taşır. Bununiçin tesadüfe inanmaz, bel baÄŸlamaz, ona dünyasında yer
vermez.
Başına iyi de gelse, kötü de gelse Allah'ın bilgisi altında olduÄŸunu
idrak eder. Hep gayreteni harcar, bütün vesile ve sebeplere baÅŸvurur;
sonunda kendisini, kendisinden daha iyi bilen ve düÅŸünün Yaratıcısına
tevekkül eder, neticeyi ondan bekler. İlâhî programda (kaderde) ne
varsa onun tecellisine razı olur.
Fakat, tevekkül etmeyip, "tesâdüf" ve "ÅŸans" içinde çırpınan insan
öyle mi? O, ya elinden geleni yapmaz, hiçbir güç sarfetmez veya
bunları yapsa bile bir Kudrete dayanmaz; neticede ne olur? "Kâinatın
dilenciliÄŸinden", yâni herÅŸeye, her gördüÄŸüne el, avuç açmaktan, güç
farz ettii ÅŸeyler karşısında acze düÅŸmekten, "hâdiseler karşısında
titremekten", "hodfuruÅŸluktan", yani kendisinde birÅŸeyler tevehhüm
etmekten, "maskaralıktan", "ÅŸekavet-i ebediyeden", yani ebedî hayatı
kaybetmekten "tazyikat-ı dünyeviyye" yani dünya hapsinden" kurtulamaz.
1
İşte tevekkül, Allah'a güvenme ve ondan gelene rıza gösterme gibi
duyguları zayıf olan kimseler ÅŸansa, yıldızlara, burçlara, talih gibi
lüzumsuz, mânâsız ve boÅŸ ÅŸeylere bel baÄŸlar, "yıldızı düÅŸükmüÅŸ",
"yıldızı yüksekmiÅŸ" gibi bâtıl inançlara saplanır.

1. Sözler, s. 292-2.

Mehmed Paksu Helal - Haram

    Yorumlar...
    (Toplam 1 yorum var.)

    Bu yorumu gerçekten şikayet etmek istiyor musunuz ???


    Bir sebep belirtmek isterseniz alttaki kutucuÄŸa yazabilirsiniz...




    Pencereyi Kapat...
  1. 05.09.2011 15:04
    dylan


    Misafir




    gercekten cok guzel bi yaziydi cok aydinlandim bu konuda tsk ederim
1

Yorum Yazın