İslam ve Kadına Verilmesi Gereken Değer

İslam ve kadın konulu yazımızda, dinimizin kadına verdiği değeri Ayet ve Hadislerle anlamaya çalışacağız. 

İslam Dini kadına hangi hakları tanıyor, onları nasıl yüceltiyor?

İslam dini kadını en üst düzeyde korur, haklarını savunur ve onu yüceltir. Hiç bir inanışta kadın, ruhen ve fiziken bu denli koruma altında alınmamıştır. Bunlar İslam övücü bir takım sözler değil, objektif bakan herkesi kendine hayran bırakan çok net bir tablodur. Son yüz yılda ortaya çıkan basite indirilmiş kadın tablosunun karşısında dimdik duran tek kadın gerçek müslüman kadınlardır. Bu ancak İslam Dini ile sağlanabilmektedir. 

Müslümanlık mı kadını eziyor yoksa müslüman görünümlüler mi eziyor?

Her zaman hedefte İslamiyet var. Diğer bir çok dinde insan katletmek eleştirilmezken, İslam dini bir çok istismara maruz kalmaktadır. Sorumlusu da maalesef cahil müslümanlardır. Müslümanlık, İslamlık ve adam olabilmek çok farklı kavramlardır. Maalesef bir çok insan hangi din olursa olsun mensubu göründüğü halde o dine ait hiç bir değeri önemsemeden yaşamaktadır. Sorunun temeli, elbette müslüman görünen ama dinimize dair hiç bir ilme sahip olmadan, kulaktan dolma bilgilerle kendisini "Müslüman" olarak niteyeleyen cahillerin hezimetidir.

İslam kadar kadını koruyabilen başka bir din var mı?

Diğer dinlerdeki kadınların hayatlarına bakmak bu sorunun en net cevabıdır. Değerli olan şeyler korunur mu yoksa sokaklara mı serpilir? Dünyanın en pahalı elmasına sahip olduğunuzda bunu önünüze gelen herkese gösterir miydiniz yoksa onu saklar mıydınız? İslam kadını en güzel şekilde korur, çünkü kadın bir elmasla kıyaslanmayacak kadar kıymetlidir.

Ayet ve Hadislerle Kadın

Müslüman bir kadının toplum içinde nasıl davranması gerektiği ölçüsü ayet ve hadisler de belirtilmiştir. Kuran ahlakı, tüm insanlara olduğu gibi, kadınlara da olabilecek en güçlü, en sağlam ve en güzel kişiliği kazandırır. Allah'ın,

"... Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz..." (Müminun Suresi, 71)

ayetiyle bildirdiği gibi, Kuran ahlakı insanlara 'şan ve şeref' kazandırmaktadır. Dolayısıyla bu ahlakı yaşayan bir kadın, saygı duyulacak, onurlu ve vakarlı bir karaktere sahip olur.

İman sahibi insanlar, yaşadıkları toplumdan, ailelerinden ya da arkadaş çevrelerinden aldıkları telkinler her ne olursa olsun, bunları bir kenara bırakır ve Kuran'da belirtilen Müslüman karakterini yaşarlar. İşte mümin bir kadın da karakterini Allah'ın beğendiği ve hoşnut olacağı ahlakı ölçü alarak, Kuran'a göre belirler.

Hz. Meryem, bu kişiliği yaşayan kadınların en güzel örneklerindendir. Hz. Meryem cahiliye ahlakını yaşayan bir toplum içerisinde pek çok zorlu imtihanla karşı karşıya kaldığı ve tüm bunlara tek başına karşı koymak durumunda olduğu halde, çok güçlü ve dirayetli bir karakter sergilemiştir. İslam ahlakının, Allah'a gönülden bir imanın, derin bir tevekkül ve teslimiyetin kendisine verdiği güç ile her işinde daima üstün gelmiştir. Karşılaştığı tüm zorluklara rağmen onurunu ve vakarını korumuş, bu özellikleriyle insanlar arasında dikkat çeken bir kişilik ortaya koymuştur. Hani melekler:

"Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı," demişti. (Al-i İmran Suresi, 42)

Tesettür Neden Gereklidir?

Müslüman bir kadının tüm tavırlarından, konuşmalarından, hareketlerinden, yüzündeki ifadeden, bakışlarından, gülüşünden ne kadar iffetli ve vakarlı bir kimse olduğunu anlayabilmek mümkündür. İffetli bir kadının doğal bir asaleti, insani bir heybeti ve güvenilir bir kişiliği vardır. Mümin kadının belirleyici bir diğer özelliği ise Allah (cc)'ın Kuran'da emrettiği üzere giyiminde tesettür ölçülerine dikkat etmesidir. Kuran'da bu konudaki hüküm şu şekildedir:

"Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle; onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir." (Ahzab Suresi, 59)

“Mü'min kadınlara da söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zînet yerlerini açmasınlar, bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini yakalarının üstüne koysunlar, zînet yerlerini, kendi kocalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kendi erkek kardeşlerinden, kendi kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, kölelerinden, erkeklik duygusu kalmayan hizmetçilerden veya henüz kadınların gizli yerlerine muttalî olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizlemekte oldukları zînetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü'minler! Hepiniz Allah'a tevbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olursunuz.” (en-Nûr , 31)

İman eden kadınların şerefi olan tesettür, Kuran-ı Kerim'in, sünnetin ve İslam alimlerinin ittifakıyla sabit olan kesin bir emirdir. Bu konuda Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri şöyle söylemiştir:

"Kuran'ın tesettür emri fıtri (yaratılışa uygun) olmakla beraber; o maden-i şefkat (şefkat kaynağı) ve kıymettar birer refika-i ebediyye (ebedi dost) olabilen kadınları tesettür ile sukuttan (ahlaken bozulmaktan), zilletten ve manevi esaretten ve sefaletten kurtarıyor." (Hanımlar Rehberi, s. 52)

Tesettür kadının kalkanıdır, onu kendisine karşı gelebilecek kötülüklerden korur, iffetli, temiz, güvenilir ve emin bilinmesini sağlar.

Kadının Sesi

Kadının sesi yaratılışı icabı dikkat çekicidir. Özellikle ses normalin dışında bir tonda çıkarsa birtakım mahzurları beraberinde getirmektedir ve dinî tabiriyle “fitneye” sebep olmaktadır. Demek ki, haram olan sesin kendisi değil de, kontrol dışı bir mahiyet taşımasıdır.

Yüce Allah, bu husustaki ölçüyü Peygamber hanımlarının şahsında şöyle veriyor:

“Ey Peygamber hanımları! Siz herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Eğer halinize layık bir takva ile korunacaksanız, yabancılarla câzibeli bir şekilde konuşmayın ki, kalbinde fesat bulunan kimse bir ümide kapılmasın. Konuşurken ciddiyet ve ağırbaşlılıkla söz söyleyin.” (Ahzab Sûresinin, 32)

Müfessir Vehbi Efendi bu âyeti tefsir ederken, “Söylediğiniz söz fitneye sebep olmasın. Yani cazibeli ve ecânibi şüpheye düşürecek bir halde edalı ve naz ü istiğna ile söylemeyin” şeklinde izah getirmektedir. Elmalılı’nın ifadesiyle “Yayılarak, kırıtarak, sınık, yılışık” olduğunda “kalbi çürük kötülüğe meyilli kimseler” bir ümide kapılırlar. Bundan dolayı da günaha girilmiş olur.

İbni Âbidîn ise meseleye şu şekilde bir açıklık getirir:

“Tercih edilen görüşe göre kadının sesi avret değildir. Yalnız zekâsı kıt olanlar zannetmesinler ki, ‘biz kadının sesi avrettir demekle konuşmasını kasdetmiyoruz. İhtiyaç halinde ve benzeri durumlarda kadının yabancı erkeklerle konuşmasına cevaz veriyoruz. Yalnız kadınların yüksek sesle konuşmalarını, seslerini uzatmalarını, yumuşatmalarını ve nağmeli bir şekilde okumalarını caiz görmüyoruz. Çünkü bunlarda erkekleri kendilerine meylettirmek ve şehvetlerini tahrik etmek vardır. (Reddü’l-Muhtar, 1: 272.)

Mahrem olmayan kadına bakmak haram olduğuna göre, onlara dokunmak veya tokalaşmak mutlaka haramdır. Peygamber'e (sav) biat eden kadınlar dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, biat ederken elimizi tutmadınız. Peygamber (sav) kadınların elini tutup tokalaşmam, buyurdu (Ahmed bin Hanbel, Nesâî, İbn Mâce). Hazreti Aişe (ra) biat ile ilgili şöyle buyuruyor: Allah'a yemin ederim ki Resûlüllah'ın eli bir kadının eline dokunmadı. Sadece sözle onlardan biat aldı" (Müslim).

Peygamber (sav) bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor:

"Sizden biriniz, başına iğne ile dürtülmesi kendisi için helâl olmayan bir kadına dokunmaktan daha hayırlıdır."

İslâm dini, kadınla tokalaşmayı yasaklamakla kadını tezyif etmiyor. Bilakis şerefini kurtarıyor. Kötü niyetli kimselerin şehvetle el uzatmasına engel oluyor. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 170)

Bir kadının eli, yabancı bir erkeğin eline değmesi zaruret yokken haramdır. Bu itibarla, hiçbir ihtiyaca dayanmayan tokalaşmada bu haramlık bahismevzu olur. Yabancı bir erkek yabancı kadınla tokalaşamaz, elini namahremin eline süremez. Resûl-i Ekrem Efendimiz, yabancı bir kadının elini tokalaşmak için tutmanın ateş tutmaktan daha korkunç olduğunu haber vermiş, namahremin elini tutanın Cehennem ateşi avuçlayacağına işarette bulunmuştur.

Peygamber (sav):

"Herhangi bir kimse, bir kadınla yalnız kaldığı takdirde mutlaka onların üçüncüsü şeytandır" (Tirmizi, Rada' 16) 

buyurmuşlardır.


Derleme: Sorularlaislamiyet.com



İlk yorumu siz yazın !..

  • Yorumunuz en az 30 karakter olmalıdır. (0)
İlginizi çekebilir...
Sitede Ara
  • CS 1.5 ve CS 1.6 İçin Sağlam Bir CFG (cengaver.cfg)
    güzel bir cfg tavsiye ediyorum...
  • Soyut Kavramlara Örnekler
    Abi somut yazsaydın da yine olmazdı. ...
  • Evcil Kuş Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri
    Merhaba, geçmiş olsun bu durumda kendi başınıza tedavi uygulamanız zor olsa da kırık çıkık için tıklayı...
  • Finansal Yönetim Ders Notları | 1-7
    gerçekten emeğinize sağlık çok güzel bir anlatım olmuş....
  • Yazımı Karıştırılan Sözcükler | TDK Yazım Kılavuzu | Doğru Kelime Klavuzu
    Atölye Fransızca'dan dilimize geçmiş bir isimdir. Fransızca atelier olarak yazılır. Evet atelye ...
  • Online Cetvel Sitesi
    Bu ayarları yaptıktan sonra elimdeki cetvelle test ettim gerçekten doğru gösteriyor. Ekrana tuttuğum ce...
  • Doğal Varlık Nedir - Anlamı ve Örnekler
    Çook sevdim bu siteyi... ...